KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11631 E., 2012/2941 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
468 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24/06/2010 tarih ve 2009/244-2010/156 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin İstanbul’un farklı yerlerinde yaptığı fotoğraf çekimlerini kısa film haline getirerek CD formatında kamuya sunduğunu, davalıya ait televizyonda sunulan programda bu filmden izinsiz alıntılar yapılarak haber geçişlerinde kullanıldığını ileri sürerek, ıslah ile artırılmış olarak 54.000,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının hazırlayıp CD formatında film haline getirdiği İstanbul’a ait çeşitli görüntülerin davalı tarafından izinsiz olarak televizyon programında kullanıldığı gerekçesiyle, maddi tazminat isteminin kabulüne, ispatlanamadığı gerekçesiyle manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, davacı tarafından çekilip kısa film haline getirilen fotoğrafların izinsiz kullanıldığı iddiasına dayalı maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükme esas alınan fotoğraf sanatçısı, iletişim konusunda öğretim üyesi ve inşaat mühendisinden oluşan üç kişilik bilirkişi raporunda time lapse tekniği ile meydana getirilen fotoğraf çekiminin sinematografik eser mahiyetinde olduğu kabul edilmiştir.
Bir sinema filminin kayıt ve tespitinde özgün bir eser ortaya konulabilmesi için yakın ve uzak plan çekimlerin, sahnelerin kompozisyonu ve olayların akışı, renklerdirme, ışıklandırma, ses efektleri gibi sinema sanatının kendisine has teknikleri kullanılır.
İşte, sinema eserini diğer filmlerden ayıran farklardan biri de eserin meydana gelmesinde sinema sanatına özgü bu tekniklerin kullanılmış olmasıdır (Doç.Dr.Mustafa Ateş, Fikir ve Sanat Hukukunda Sinema Eseri ve Eser Sahipliği, Fikri Mülkiyet Hukuku Yıllığı, Kasım 2009, İstanbul).
Dosya içindeki bilgilerden uyuşmazlık konusu görüntülerin fotoğraf makinesi ile belli aralıklarda kaydedilen görüntülerin bilgisayar ortamında peşpeşe dizilerek hareketli görüntü haline getirildiği anlaşılmaktadır. Bu çalışmanın 5846 sayılı FSEK’in 1/b ve 5. maddeleri anlamında
sinema eseri sayılıp sayılmayacağı hususunun içinde sinema sanatı dalında uzman öğretim üyesi bilirkişinin de bulunduğu bir heyetten görüş alınmak suretiyle, davaya konu görüntülerin sinema eseri veya anılan yasa kapsamında korunması gereken diğer eser türlerinden olup olmadığının belirlenerek hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir. Bu nedenle de eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir. 2- Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin tüm, davalı vekilinin ise tazminat miktarına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11631, K. 2012/2941, 1 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama