KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/11803 E., 2012/3361 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
690 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 16/10/2008 tarih ve 2007/195-2008/214 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının " A ADAHAN VİP" ibaresinin 36/1-5, 39/1-11 ve 43/1-4. sınıf hizmetlerde marka olarak tescili başvurusuna müvekkili tarafından yapılan itirazın, YİDK’nun 2007/M-1672 sayılı kararı ile nihaî olarak reddedildiğini, oysa müvekkilinin VİP ibaresini 1968 yılından bu yana ticaret ünvanı ve 1994 yılından beri de marka olarak kullandığını, başvurunun müvekkilinin tanınmışlık vasfını taşıyan VİP+şekil ibareli tescilli markalarına iltibas ve tecavüz oluşturduğu gibi, bunların tanınmışlığından haksız yarar sağlayabilecek nitelikte olduğunu ileri sürerek, 556 sayılı KHK’nin 7/b, 8/b ve 8/4. maddeleri uyarınca YİDK kararının iptalini, tescil olunan markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı TPE vekili, davacının markaları ile davalı başvurusundaki işaretin karıştırılabilecek derecede benzerlik taşımadığını, markaların kapsamlarında yer alan ürün ve hizmetlerin de farklı bulunduğunu, davalı şirket vekili ise, müvekkilinin başvurusunun konusu olan işaretin davacı markaları ile aynı veya benzer olmadığından iltibas tehlikesi bulunmadığını, kaldı ki başvurunun müvekkilinin asıl iştigal mevzuu olan 39/1. sınıfta yer alan kara taşımacılık hizmetleri yönünden reddedilmesi sebebiyle takip olunmadığını ve düştüğünü, hükmünü yitiren bir başvurunun iptali ve hükümsüzlüğünün istenemeyeceğini, davanın konusuz kaldığını savunarak davanın reddini istemişlerdir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, markalar arasında benzerlik ve karıştırmaya sebebiyet verebilecek derecede bir yakınlık bulunmadığı, VİP ibaresinin davalı başvurusunda yer almasının, davalının davacı markalarına yanaşma niyet ve arzusundan değil, bu ibarenin anlamı ile sosyal ve ticari hayatta kullanımının çok yoğun olmasından kaynaklandığı,
davacının Türkçe’de ve Türkiye’de çok bilinen VİP ibareli markalarının tanınmış olmasının, anılan sözcüğün 556 sayılı KHK’ nin 12. maddesi kapsamında gerek markasal ve gerekse diğer birşekilde, Türkçe’ de bilinen anlamıyla kullanımına engel oluşturmadığı, davacının VİP ibareli markalarının turizm amaçlı acentecilikle ilgili sektörde tanınmış olmakla birlikte, davalı işaretinin davacı markalarından farklılıkları nedeniyle, davalının başvurusunun, tanınmışlık elde etmiş markanın itibarından haksız yarar sağlamayacağı, davacı markalarının tanınmışlığına ilişkin önceki kararların davalı başvurusu yönünden geçerli olamayacağı gerekçesi ile,
davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, marka başvurusuna yapılan itirazın reddine ilişkin TPE YİDK kararının iptali, tescil olunması halinde davalı markasının hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davacı markaların benzer olduğunu ileri sürerek, 556 sayılı KHK’nin 7/-(b), 8/1- (b) ve 8/4. maddelerinde yazılı sebeplere dayanmıştır.
Davalıya ait markanın davacı markalarına 556 sayılı KHK'nın 7/1-(b) anlamında aynı ya da ayırtedilemeyecek kadar benzer olduğundan söz edilemez. Öte yandan, dava dosyasında mevcut ve Daire'mizin denetiminden geçmiş (Daire'mizin 2003/2669-5274 E.K sayılı ilamı) aynı ve başka mahkemelerce verilmiş kararlarda davacıya ait "VİP" ibareli markanın tanınmış marka olarak kabul edildiği anlaşılmakta olup, esasen davacı markasının tanınmış olduğu mahkemenin de kabulündedir. Şu halde, davalıya ait markanın davacı markalarına 556 sayılı KHK'nin 8/1-b. maddesi anlamında benzer olup olmadığının tespiti önem kazanmaktadır.
Bir markayı oluşturan unsur, o markanın başka markalardan ayırt edilebilmesini sağlayan kelime, harf, sayı, şekil vb. işaretlerden oluşup, marka birden ziyade unsuru ihtiva ediyorsa, asıl unsuru markanın bütünü itibariyle bıraktığı izlenim, tümüne hakim olan görünüş ve ayırıcılığını vurgulayan imajda aramak lazımdır. Markalar arasında benzerlik araştırması yapılırken markaları oluşturan esas unsurların göz önüne alınması gerekir
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, taraf markaları benzer olmadığından iltibas bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş ise de, davalının “A ADAHAN VİP” ibareli marka başvurusu ile davacı adına tescilli VİP+şekil ve VİP önemli kişilerin acentesi + şekil ibareli markaların esas unsuru VİP ibaresinden oluşmakta olup, esas unsurları bakımından başvuru ile davacı markaları benzerdir.
Dava konusu markada, anılan bu asli unsurun yanı sıra ayrıca “A Adahan” ibaresi de bulunuyor olmasına rağmen bu farklılık taraf markalarının birbiriyle ilişkilendirilmesi ihtimalini ortadan kaldırıcı bir etkiye sahip olmayıp, markalar arasında benzer emtialar açısından 556 Sayılı KHK’nin 8/1-b maddesinde öngörülen iltibas tehlikesi bulunduğunun kabulü gerekirken, aksi değerlendirmeyle yazılı şekilde hüküm tesisi yerinde görülmediğinden kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/11803, K. 2012/3361, 7 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama