KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12003 E., 2012/3314 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
459 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Salihli 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 29/06/2010 tarih ve 2009/484-2010/534 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 07.05.2009 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan tüm kararlara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirdiklerini, alınan kararların tamamının kanuna, şirket esaslarına ve iyiniyet kurallarına aykırı olduğunu, genel kurul toplantısının hesap devresinin sonundan itibaren 3 ay içinde ve her sene bir kez yapılması gerekirken 2007 yılı ve 2008 yılı genel kurul toplantılarının 07.05.2009 tarihinde, süresi geçtikten sonra bir arada yapıldığını, müvekkillerinin bilanço ve hesapları kabul etmemelerine rağmen,
bilançonun tasdiki hakkındaki müzakerenin şirket sermayesinin 1/10'una sahip azınlığın talebi üzerine 1 ay sonraya bırakılacağı şeklindeki TTK 377. maddesine aykırı hareket edildiğini belirterek 07.05.2009 tarihli genel kurul kararlarının tamamının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, dava şartı olan muhalefeti zapta geçirmiş olma hususunun yerine getirilmediğini, genel kurulun ve alınan kararların kanuna, esas sözleşmeye ve iyiniyet kurallarına uygun olduğunu belirterek davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre, davacıların azınlık olarak erteleme talebinde bulundukları halde taleplerinin reddedilmiş olduğu ve kârın nasıl değerlendirileceğine ilişkin bir karar olmaksızın karın dağıtılmamasına karar verildiği, bu kapsamda 2,3,4,5,6 ve 7 nolu genel kurul kararlarının kanuna aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir. Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, anonim şirket genel kurul kararlarının iptali istemine ilişkindir. TTK’nun 381. maddesi genel kurul kararlarının iptalinin şartlarını ve usulünü düzenlemiş olup, anılan maddede toplantıda hazır bulunup da karara muhalif kalarak keyfiyeti zapta geçirten pay sahibinin iptal davası açabileceği belirtilmiştir.
Buna göre, iptal davası açılabilmesi için olumsuz oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp, ayrıca karşı oy kullanan ortakların muhalefeti tutanağa geçirmeleri veya bu hususta ayrı bir dilekçe vermeleri gerekmektedir.
Dava konusu genel kurul toplantı tutanağının incelenmesinde, vekilleri aracılığı ile 07.05.2009 tarihli genel kurul toplantısına katılan davacıların usulüne uygun muhalefet şerhini tutanağa yazdırmamış oldukları veya dilekçe ile muhalefeti bildirmedikleri anlaşılmış, dinlenen tanıklar da davacıların muhalefetinin tutanağa geçirilmesi bakımından kendilerinin engellendiği hususunda bir beyanda bulunmamışlardır.
Buna göre, davacıların artık genel kurul kararının iptalini isteyemeyecekleri anlaşılmış olup mahkemece bu husus nazara alınarak karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2- Bozma neden ve şekline göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12003, K. 2012/3314, 6 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama