KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12244 E., 2012/3157 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Mart 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
368 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 6. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.05.2010 tarih ve 2008/817 - 2010/551 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı arasında repo-ters repo sözleşmesi ve bireysel bankacılık sözleşmesi düzenlendiğini, bu şekilde müvekkilinin 2005 yılından bu yana fon alıp sattığını ve repo işlemleri uyguladığını ancak 23.06.2006 – 04.05.2007 tarihleri arasında hesapta hiçbir yatırım işlemi yapılmadığını ve bu şekilde müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 500 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında verdiği ıslah dilekçesi ile talebini 2.550 TL’na yükseltmiştir.
Davalı vekili, davacının hesabında bulunan tutarlar için yapılacak işlemlere yönelik ayrıca talimatının gerektiğini, davacı ile yapılan sözleşmelerin müvekkili ile dava dışı Deniz Yatırım A.Ş. arasında düzenlendiğini bildirerek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı arasında imzalanan sözleşmeler gereğince davacıya ait tutarın repoda değerlendirilmesinin gerektiği ancak davalının bu edimini yerine getirmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile 2.550 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacının yatırım hesabında bulunan parasının 23.06.2006 – 04.05.2007 döneminde repo ve ters repo işlemi yapılmamasından dolayı uğranılan zararın tazmini isteminden ibarettir.
Taraflar arasında yapılmış olan sözleşme içerikleri incelendiğinde, davalı bankaya hisse senedi alım satımı dışında tutulan paranın, davacının talimatı olmaksızın, repo ya da benzer bir yatırım aracında değerlendirilmesi konusunda bir yükümlülük yüklenmediği ayrıca bu konuda davacı tarafça davalı bankaya hitaben düzenlenmiş her hangi bir talimatın da bulunmadığı anlaşılmaktadır.
Bu durumda, söz konusu dönemde ortaya çıkan kar mahrumiyetinden davalı bankanın sorumlu tutulabilmesi için yine bu döneme ilişkin bir talebin mevcudiyeti gerekli olup, hatalı bilirkişi raporuna dayalı olarak, her hangi bir talep bulunmamasına karşın doğrudan banka tarafından repo, ters repo uygulamasının yapılması gerektiğinden bahisle davanın kabulü cihetine gidilmesi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12244, K. 2012/3157, 5 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama