KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12380 E., 2012/3813 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
408 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Adana 4. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 08/12/2009 tarih ve 2003/653-2009/719 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ve davalı vekili tarafından ayrı ayrı istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının müvekkili şirketin Adana Bölgesi Sulama sistemleri satış sorumlusu olarak çalıştığı sırada kendisine verilen vekaletnameye dayanarak ... ile davacı şirketi bağlayıcı protokol yaptığını, ancak bu protokolün içeriği hakkında davacıya bilgi vermediğini ancak davacı şirketin itibarını korumak adına ... ile sulhen anlaşmak zorunda kaldığını, davalının zimmetindeki malların eksik çıktığını, bazı müşterilerden tahsil ettiği parayı, şirkete intikal ettirmediğini, böylece davalının vekalet görevini hüsnü surette ifa etmemesi nedeniyle davacı şirketin toplam 46.009.504.625 TL zarara uğradığını,
ihtara rağmen bir ödeme yapılmadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 46.000.000.000 TL maddi zararın 12/11/2002 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, ... ile yapılan protokolün, davacıya faks çekilerek bildirildiğini, işteki gecikmenin davacıdan kaynaklandığını, damlama sulama tesisinin tamamlanarak teslim edildiğini, davalıya belge ve zimmetlenmiş malzeme verilmediğini; müşterilerden alındığı iddia edilen paralara ilişkin davalının imzaladığı bir makbuz ya da belge olmadığını, tek taraflı tutulan tutanakların delil olamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan deliller, Adana 8. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/842 E. 2008/316 K. sayılı ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, davalının, davacı şirket vekili olarak onun adına iş yaptığı, taahhütler imzaladığı, tahsilatlar yaptığı, alınan bilirkişi raporlarında davalının davacıya herhangi bir zarar verdiğinin tespit edilemediği, ancak ceza yargılaması sonucu mahkum olduğu BK.53. madde gereği kesinleşmiş ceza mahkemesi ilamının hukuk mahkemesini bağlayacağı buna göre davalı vekilin, davacı müvekkili hesabına yaptığı işleri müvekkiline eksiksiz devretmesi gerektiği, davalının bu gereğe uymadığı gerekçeleri ile ceza mahkemesinde belirlenen zarar esas alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili ayrı ayrı temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekili ve davalı vekilinin ayrı ayrı tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12380, K. 2012/3813, 14 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama