KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12474 E., 2010/11284 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Kasım 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
586 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bozüyük 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 15.10.2008 tarih ve 2007/369-2008/667 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinden ... Met İnşaat Ltd. Şti.'nin davalılardan Garanti Bankası A.Ş. Bozüyük Şubesinde 10.000,00 TL'na kadar kredi kullandırılan hesabının bulunduğunu, ...'un ise davalılardan Akbank A.Ş. Bozüyük Şubesinde 3.000,00 TL'na kadar kredi kullandırılan hesabı olduğunu, bu hesapların internet kullanımına açık olduğunu, davacı şirketin hesabında 878,86 TL var iken, kredi de kullandırılmak suretiyle diğer davacı ...'un Akbank A.Ş.
Bozüyük Şubesine 10.850,00 TL internet üzerinden ve davacı şirketin iradesi dışında EFT yapıldığını, davacı ...'un davalı ...Ş.
Bozüyük Şubesi hesabından ise yukarıda anılan internet havale işlemi yapılmadan az önce hesapta 745,75 TL olmasına rağmen, kredi de kullandırılmak suretiyle 3.700,00 TL'nın davacının tanımadığı kişi adına havale edildiğini, bu havale alıcısının kimlik bilgilerinde çıkan sorun üzerine paranın hesaba döndüğünü, davacı şirket hesabından davacı ... hesabına gelen paraya 50,00 TL eklenmek suretiyle iki ayrı internet işlemi ile dava dışı kişilere toplam 10.900,00 TL havale edildiğini, davacının bilgisi dışında yapılan işlemlerden davalıların müteselsilen sorumlu olduğunu ileri sürerek,
10.850,00 TL'nın davalılardan müteslsilen ve temerrüt faiziyle tahsiline, 50,00 TL'nın ise davalılardan Akbank A.Ş.'den temerrüt faziyle tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, müvekkillerinin kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemişlerdir. Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, zararlandırıcı işlemin davalıların bilgisayar sisteminden kaynaklanmadığı, zararın davacı yanın davalılarca sunulan güvenlik uygulamalarından yararlanmamasından kaynaklandığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir. Dava, davacıların davalı bankalar nezdinde açılmış olan hesaplarda bulunan paranın davacıların bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilmesi suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61.maddesi). Bu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
BK’nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Aynı Yasa’nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda mahkemece, zararlandırıcı işlemin davalıların bilgisayar sisteminden kaynaklanmadığı, zararın davacı yanın davalılarca sunulan güvenlik uygulamalarından yararlanmamasından kaynaklandığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir. Oysa, davacılara ait para, davalı bankalara karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile hesaplardan çekilerek başka hesaplara havale edilmiş olup, bu durum davalı bankaları aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı gibi, ispat yükü kendisinde olan davalı bankalar, davacılara vermiş olduğu şifre ve parolanın davacıların kusuruyla ele geçirildiğini de kanıtlayamamıştır.
Bu itibarla, somut olayda davacılara atfedilecek her hangi bir kusurun ispat edilememesi nedeniyle tüm kusurun davalı bankalarda olduğunun kabulü gerekirken, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12474, K. 2010/11284, 4 Kasım 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama