KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12582 E., 2012/3715 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
432 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 25.06.2010 tarih ve 2009/575-2010/387 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin aldığı mal karşılığı keşide ettiği 31.07.2009 tarihli 11.625 TL meblağlı çek bedelini 30.07.2009 tarihinde çek hesabına tamamen yatırdığını, çekin ödeme günü cep telefonuna "çekinizle ilgili eksik tutar bulunmaktadır" şeklinde mesaj gelmesi üzerine şube ile irtibata geçtiklerinde SMS'in yanlışlıkla gönderildiği, hesapta yeterli paranın bulunduğu yönünden mutabakata varıldığını, ancak 03.08.2009 tarihinde çekin teslim edildiği şirket yetkilileri, çeke karşılıksız kaşesi vurulduğu,
aralarındaki ticari ilişkiyi gözden geçirecekleri, nakit para karşılığı müvekkil ile alışveriş yapacaklarını bildirdiklerini, bankanın ise teknik bir hatadan dolayı çekin karşılıksız işlemi gördüğünü belirttiğini, müvekkilinin hiç kusuru bulunmadığı halde düzeltme hakkını kullanmak zorunda kaldığını ve itibarının zedelendiğini ileri sürerek, 20.000 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren en yüksek ticari faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, Genel Müdürlük genelgesi uyarınca çek bedelinin şube hesabına değil bankomat hesabına yatırılması gerektiğini, durumun müşteriye daha önce bildirildiğini, yaşanan teknik arıza nedeniyle çekin aynı gün ödenemediğini, TCMB kayıtlarında herhangi bir olumsuzluk kaydına sebebiyet verilmediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, banka uygulamasının muhatabının müşteri değil çalışanlar olduğu, genelgenin müşteriler açısından yükümlülük meydana getirmeyeceği, davacının uyarıldığının belirlenemediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 2.000 TL'nin dava tarihinden itibaren 3095 sayılı yasanın 4489 sayılı yasa ile değişik 1/1.bendindeki faiz oranıyla davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ve davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Temyiz dilekçesinin verilme usulü HUMK’nun 434. maddesinde açıklanmıştır. Buna göre; temyiz dilekçesinin temyiz defterine kayıt ettirilip, temyiz harcının yatırılmış olması gerekmektedir. Somut olayda, temyiz isteminde bulunan davalı vekili tarafından
anılan işlemler yapılmaksızın verilen temyiz dilekçesi usulüne uygun olmayıp, bu dilekçede ileri sürülen temyiz itirazlarının incelenme kabiliyeti bulunmadığından davalı vekilinin temyiz isteminin reddine karar verilmesi gerekmiştir.
2-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12582, K. 2012/3715, 12 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama