KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12629 E., 2011/14212 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- İSTANBUL 4.ASLİYE TİC.MAHKEMESİ 2004/773-69
Karar Metni
491 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 8.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10.04.2008 Tarih ve 1999/966 - 2008/203 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak taraf vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 18.10.2011 gününde davacı avukatı .....gelip, davalı avukatı tebligata rağmen duruşmaya gelmediğinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan davacı avukatı dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, asıl ve birleşen davalarda, taraflar arasında 04.05.1998, 01.10.1998 tarihlerinde sermaye piyasası araçları alım satım sözleşmesi, repo ve ters repo çerçeve anlaşması ve kredili menkul kıymet işlemleri çerçeve sözleşmesi imzalandığını, davalının bu anlaşmalar uyarınca müvekkili kurum nezdinde açılan cari hesabından zaman zaman kredi limitlerini aşan alımlarda bulunduğunu, davalının satın aldığı menkul kıymetlerin de müvekkili nezdinde muhafaza edildiği için bu durumun risk olarak mütalaa edilmediğini,
ancak ekonomik krize bağlı olarak İMKB'da yaşanan ani düşmeler sonucu davalının hisse senetlerinin de büyük değer kaybına uğradığını, davalının borç bakiyesini usulüne uygun ihtarnamelere rağmen ödemediğini ileri sürerek, asıl davada şimdilik (200.000) TL'nın, birleşen davada ise 01.10.1998 tarihinden 15.03.1999 tarihine kadar temerrüt faiziyle birlikte (471.515,25) TL'nın tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline hesap ekstresi gönderilmediğini, müvekkili ile davacı arasında kredili menkul kıymet işlemleri çerçeve sözleşmesinin bulunmadığını, müvekkilinin kredili veya kredisiz olarak davacı kurum aracılığıyla hisse senedi alım satımı yapmadığını, aksi yöndeki iddianın müşteri emir formu, işlem sonuç formu gibi belgelerle ispatının gerektiğini savunarak, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, davacı kurumun davalının alım satım emirlerinin tasfiyesi ve kredili menkul kıymet işlemleri konusunda mevzuata aykırı uygulamalarda bulunsa da taraflar arasındaki borç ilişkisinin tespitinde işlemlerin mevzuata uygunluğundan ziyade gerçek içeriklerinin belirlenmesinin gerektiği, talimatlardaki, vekaletnamelerdeki ve sözleşmelerdeki imzaların davalıya ait olduğunun anlaşıldığı,
bu işlemler sonucunda büyük çoğunluğu farklı banka ve aracı kurumlardaki kendi hesaplarına gönderilen nakit ve hisse senetlerinin akibeti konusunda açıklama getiremeyen davalının, bu nedenle virman ve havale işlemlerinden haberdar olduğunun kabulünün gerektiği, bu şekilde en son işlemin yapıldığı 29.09.1998 tarihi itibariyle davalının (73.179) TL borçlu bulunduğu,
bakiye alacak ve faiz alacağı için açılan birleşen davada da taleple bağlı kalınarak anılan asıl alacağın 01.10.1998 - 15.03.1999 tarihleri arasında işlemiş (26.670) TL tutarındaki faiz alacağının oluştuğu gerekçesiyle, asıl davada (73.179) TL'nın birleşen davada da (26.670) TL'nın davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, taraf vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12629, K. 2011/14212, 20 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama