KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12684 E., 2011/16838 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 12 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
502 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 10. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/03/2010 tarih ve 2009/673-2010/303 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında işyeri paket yangın poliçesi düzenlendiğini, davalıya ait işyerinin lavabo musluğunun açık kalması sonucunda akan suların sigortalı işyerine sızması sonucunda oluşan hasarın müvekkili tarafından tazmin edildiğini ileri sürerek, 6.585 TL’nın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def’inde bulunmuş ve davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hasara sebebiyet veren olayın 27.01.2007 tarihinde meydana geldiği, davanın ise 14.12.2009 tarihinde açıldığı, BK m. 60 gereğince 1 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu, davalı hakkında 17.07.2007 tarihinde icra takibi başlatıldığı, 16.11.2009 tarihinde davalıya ödeme emrinin tebliğ edildiği, 23.11.2009 da ise davalının itiraz ettiği ve takibin durduğu, ancak bundan sonra itirazı kaldırılması ya da itirazın iptali istemi ile dava açmadığı, BK'nun 133. maddesinin artık her iki durumda da uygulama alanının kalmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, işyeri yangın sigorta poliçesinden kaynaklanan rücu istemine ilişkindir.
Davacı vekili, müvekkili ile dava dışı sigortalı arasında işyeri paket sigorta poliçesi düzenlendiğini, davalıya ait işyerindeki musluğun açık kalması nedeniyle sızan suların sigortalının işyerinde hasara sebep olduğunu bildirerek işbu davayı açmış, mahkemece yapılan yargılama sonunda, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dosya kapsamı itibari ile davaya konu hasarın 27.01.2007 tarihinde meydana geldiği, davacı tarafça, davalı hakkında 17.07.2007 tarihinde icra takibi başlatıldığı ve davalı borçluya 16.11.2009 tarihinde ödeme emrinin tebliğ edildiği, itiraz üzerine icra takibinin durduğu, bu kez 14.12.2009 tarihinde işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Davaya konu rücu isteminin hukuki dayanağını davalının haksız fiili iddiası oluşturmaktadır. BK. m. 60 uyarınca haksız fiil zamanaşımı süresi 1 yıl olup, davacı ... şirketi tarafından, olay tarihinden itibaren 1 yıllık süre dolmadan davalı hakkında icra takibi başlatılmış, aynı yasanın 133. maddesi gereğince zamanaşımı süresi kesilmiş ve yeniden işlemeye başlamıştır.
BK.’nun 136/2 maddesine göre icra takibine girişilmesi halinde takibe teallük eden her türlü işlem zamanaşımını tekrar keser.
Bu durumda 1 yıllık zamanaşımı süresi 17.07.2007 tarihinden itibaren yeniden işlemeye başlamış olup, dosya içinde fotokopileri bulunan icra takip dosyası itibari ile 24.06.2008 tarihi itibari ile işlem yapıldığı anlaşılmaktaysa da, bu işlem tarihi ile ödeme emrinin davalı borçluya tebliğ edildiği tarih olan 16.11.2009 tarihi arasında başkaca işlem yapılıp yapılmadığı anlaşılamamaktadır.
Bu durumda mahkemece, BK.’nun 133 ve 136/2 maddeleri göz önüne alınarak, icra takip dosyası aslı getirtilip, davalı borçlu hakkında başlatılan icra takibinde zamanaşımını kesen başkaca usul işlemleri bulunup bulunmadığı tespit edilerek, sonuca gidilmesi gerekirken, eksik inceleme ve kanun hükmünün hatalı yorumu ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12684, K. 2011/16838, 12 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama