KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/12716 E., 2012/3341 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 7 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
480 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bursa 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 14.06.2010 tarih ve 2010/145 - 2010/385 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin hamili olduğu davalı banka müşterisi... tarafından keşide edilen keşide yerleri Mersin olan çekleri bankaya ibraz ettiğinde karşılığının olmadığının şerh verildiğini, ... isimli 2 yaşında iken ölen kişinin kimlik bilgilerinin kullanılarak bankaların dolandırıldığını, sahte kimlik ile yapılan başvuru sonrasında davalı bankanın çek hesabı açarak çek karnesi düzenlediğini ve yine sahte kimlik kullanılmasına rağmen bu çek karnesini ...'ye teslim ettiğini, bankaların güvenilir bir kuruluş olarak ticari hayatın düzenli ve güvenilir şekilde işlemesi sağlama görevinin bulunduğunu,
sahte kimlikle yapılan başvuru sonrası çek hesabı açan çek karnesi düzenleyip teslim eden davalı bankanın kusuru sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek, 40.000,00 TL çek bedelinin 31.08.2007 keşide tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, yetki itirazında bulunmuş, esas yönünden de müvekkili bankanın dava konusu olayda herhangi bir kusurunun bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre; davalı bankanın haksız fiil niteliğindeki eylemi nedeniyle açılan tazminat davasında HUMK'nun 21.maddesi uyarınca haksız fiilin vuku bulduğu yerin Mersin ili olması ve yine davaya dayanak yapılan çek hesabının da davalı bankanın Mersin-Pozcu şubesinde açılması nedeniyle aynı yasanın 17.maddesi uyarınca işlemi yapan banka şubesinin de Mersin ilinde olması sebebiyle yetkili mahkemenin Mersin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle, dava dilekçesinin HUMK'nun 9. ve 27. maddeleri uyarınca yetki yönünden reddine, kararın kesinleşmesinden sonra ve HUMK'nun 193 maddesi uyarınca yasal 10 günlük süre içerisinde istemde bulunulduğunda dava dosyasının yetkili Mersin Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, davalı bankanın sahte kimlik bilgilerine dayalı çek hesabı açmasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup; uyuşmazlık, mahkemenin yetkili olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Davacı ile davalı banka arasında akdi bir ilişki bulunmamakta, davacı, davalının çek hesabı açarken yapması gereken araştırmaları ihmal ettiği ve bu suretle zarara uğradığını iddia ederek haksız fiil hükümlerine dayanmaktadır. Mahkemece yukarıda yazılı gerekçelerle davalı tarafın yetki itirazı kabul edilerek yetkisizlik kararı verilmiştir.
Oysa, davacı tarafça davaya konu çeklerin davalı bankanın Bursa Şubesine ibraz edilmesi sonucu çek hesabının sahte kimlik bilgilerine dayalı olarak açıldığının anlaşılmış olmasına göre, esasen haksız eylem sonuçlarını Bursa'da göstermiştir.
Bu durumda, taraflar arasında akdi bir ilişkinin bulunmadığı nazara alınarak mahkemenin yetkili olduğunun kabulü ile işin esasına girilerek yapılacak yargılama sonunda oluşacak kanaate göre bir karar verilmesi gerekirken, dosya kapsamı ile örtüşmeyen yazılı gerekçe ile yetkisizlik kararı verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/12716, K. 2012/3341, 7 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama