KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1306 E., 2011/12187 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
466 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 13. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 10/06/2009 tarih ve 2005/1064-2009/373 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirket ile müvekkili arasında 24.04.2001 tarihli acentelik sözleşmesinin akdedildiğini, diğer davalının da bu sözleşmeyi müşterek ve müteselsil kefil olarak imzaladığını, davalı acentenin sigortalılardan tahsil ettiği parayı sözleşme ve yasa hükümleri gereğince müvekkiline intikal ettirmediğini, bu nedenle taraflar arasındaki sözleşmenin fesih edildiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 362.803 TL'nin avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacı ile davalı şirket arasında acentelik sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmenin tahsilat problemi nedeniyle feshedildiği, dava tarihi itibariyle davacının 362.803,09 TL alacaklı olduğunun bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği, davacı tarafça dosyaya ibraz edilen protokol hükümleri uyarınca 28.03.2008 tarihinde davacının alacak miktarının 135.308,75 TL olduğu,
alacak miktarları arasındaki farkın protokol tarihi ile fesih tarihi arasında taraflar arasındaki ticari ilişkinin devam etmesinden kaynaklandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 135.380 TL asıl alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, dosyaya sunulan protokol uyarınca davacının bakiye talebi konusuz kaldığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir. Dava, acentelik sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece, dava tarihinde, davacının davaya konu ettiği miktar kadar alacaklı olduğu tespit edilmesine rağmen, dosyaya daha sonra sunulan ve taraflar arasında düzenlenmiş olan protokolde belirtilen miktar üzerinden davanın kısmen kabulüne, bakiye kısım yönünden ise konusuz kalması nedeniyle karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dava konusu edilen alacağın bir kısmı yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğinden, bu kısım için davalı lehine vekalet ücretine hükmedildiği gibi yargılama giderleri de taraflar arasında paylaştırılmıştır. Ancak, konusuz kalan miktar yönünden işbu davada davalı lehine vekalet ücretine hükmedebilmek için davacının söz konusu kısım için davayı açmakta dava tarihi itibariyle haksız bulunmuş olması gerekir.
Oysa, mahkemece, davacının dava konusu ettiği tüm miktar yönünden davayı açmakta haklı olduğu tespit edilmiştir. Yargılama sırasında davalının dava konusu edilen alacağın bir kısmını ödemiş olması ve bu nedenle konusuz kalan bu kısım yönünden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi, onun lehine vekalet ücreti verilmesini ve yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasını gerektirmez.
Bu itibarla, mahkemece, davanın açıldığı tarihteki haklılık durumu gözetilerek, buna göre vekalet ücretinin ve yargılama giderlerinden sorumlu olunan kısmın belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde karar tesisi doğru olmamış, bu nedenle kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1306, K. 2011/12187, 4 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama