KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13474 E., 2012/3837 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 14 Mart 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- Şişli 1. Sulh Hukuk Mahkemesi 2009/58 - 2010/244
Karar Metni
287 kelime·1 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 15. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 17/06/2010 tarih ve 2010/376-2010/714 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı şirket yetkilisi, yetkilisi olduğu şirkete ait işyerinin davalı sigortacı tarafından sigorta kapsamına alındığını, 21.04.2007 tarihinde işyerine müşteri görünümüyle gelen kişiler tarafından şirkete ait dizüstü bilgisayarın çalındığını, davalı ... şirketinin olayın hırsızlık olmayıp aşırma olduğunu beyan ederek zararı tazmin etmediğini ileri sürerek, fazlaya ait hakları saklı tutularak, şimdilik 500,00 TL zararının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleştirilen ek davada ise, 2.000,00 TL nin tahsilini talep etmiştir.
Davalı vekili, olayın hırsızlık şeklinde olmadığını, eylemin aşırma şeklinde gerçekleştiğini, hırsızlık poliçesi genel şartlarına göre zararın sigorta kapsamı dışında olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, Yargıtay bozma ilamı ve dosya kapsamına göre; somut olayın teminat dışında kaldığı, bozma öncesi verilen kararın onanması durumunda hükmolunan miktar kadar talepten vazgeçme beyanı ile bağımsız nitelikte açılan ve birleştirme kararı verilen davanın dayanağının da aynı sigorta poliçesi olduğu gerekçesiyle, asıl ve birleştirilen davaların reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13474, K. 2012/3837, 14 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama