KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/135 E., 2010/12392 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
756 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Erzurum 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 24.08.2009 tarih ve 2007/219 - 2009/22 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak asıl ve birleşen davanın davalıları vekillerince istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 30.11.2010 gününde davacı avukatı .... ile davalı avukatı .... gelip, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı. Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekilleri, müvekkilinin düzenleme şeklindeki özel vekaletname gereğince tapuda adına kayıtlı C.Blok 8 numaralı mesken niteliğindeki taşınmazı alıcı ...'ye satmaları için avukatları olarak taraflarına vekalet verildiğini, alıcı ... bu gayrimenkulu alabilmek için Garanti Bankası Erzurum şubesinden konut kredisine ...’e vekalet vermek suretiyle müracaat ettiğini,
alıcı ... ve vekili ...Garanti Bankası Erzurum Şubesi ile 35.000,00 TL miktarındaki konut kredisi konusunda anlaştıklarını yanlız kredinin çıkabilmesi için taraflarınca söz konusu gayrimenkulün alıcıya intikali için krediyi kullandıran davalı bankanın da satışla beraber bu gayrimenkul üzerine ipotek koyması gerektiğini, sözkonusu bu işlemler yapıldıktan sonra davalı bankaya krediye onay vereceğini bu işlemin tapuda gerçekleşmesi için krediyi kullanan veya vekili davalı banka kredi temsilcisi ve satıcı vekilin birlikte imzalaması gerektiğini, buna rağmen davalı banka temsilcisi ...’in kendilerini muhatap kabul etmediğini,
parayı bankaya gidene kadar 21/06/2007 tarihinde alıcı ...'ye elden ödediğini, bankaların bu gibi konut kredileri uygulamalarında yasal zorunluluk gereği kredi veren banka kredi alıcısının aldığı parayı konutu satana ödemesinin teminat altına alınması için ve satıcının mağduriyetinin önlenmesi için önceden bankaya ait kredi miktar tutarında bir çeki satıcı veya vekili adına bloke etmesi ve satıcının herhangi bir olumsuz durum karşısında bu çek üzerinden alacağına kavuşması sağlandığını, yine yasal sorumluluk gereği bu gibi durumlarda kredi veren bankanın kredi alacaklısına satıcının yokluğunda elden ödeme yapamayacağını,
ya satıcı ile alıcı aynı anda bankada hazır durumda iken ödemeyi alcının talebi ile satıcıya ödeyeceğini ya da satıcının bankadaki hesabına söz konusu bu parayı transfer edeceğini, davalı bankanın bunların hiç birisine uymadığını ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydı ile davalı bankanın usül ve yasaya aykırı olarak yapmış olduğu işlemden dolayı müvekkilinin uğramış olduğu zararın karşılığı olan 35.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, müvekkilinin çekmiş olduğu sıkıntı ve üzüntülerin ve de ticari
itibarının sarsılmasının karşılığı olan 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkiline verilmesini talep ve dava etmiş, birleşen davada ise sebepsiz zenginleşme hükümlerince 35.000 YTL’nın faiziyle birlikte davalı Ferudun’dan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı banka vekili, davaya konu uyuşmazlıkta davacının maliki olduğu konutu tapuda gerçekleşen devir işlemi ile dava dışı ... isimli şahsa devretmiş olup, müvekkili bankanın dava konusu gayrimenkulün satın alınmasında kredi kullandıran banka konumunda olduğunu, davacı ile müvekkili banka arasında müvekkilinin banka aleyhine dava açılması gerektirir herhangi bir hukuki ilişki bulunmamakta olup davacı sattığı gayrimenkulün parasını dava dışı ...'den tahsil edememiş ise bu durum nedeniyle müvekkili bankanın herhangi bir kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını savunarak, davanın husumetten reddini istemiştir.
Birleşen davanın davalısı davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, dosyadaki kanıtlar ve bilirkişi raporuna göre, yapılan bankacılık uygulamalarında konut kredili satışlarda bankanın basiretli davranması, alıcı ve satıcının haklarını koruyacak biçimde güvence vermesi gerektiği, davacının beyanlarında kendisinin bankadan 26.000,00 TL'nı kendi adına bir hesaba aktarılmasını söylemiş olmasına rağmen bankanın bu para aktarım işini yapmadığını belirttiği,davalı ...’un da savcılık anlatımında davacıdan ev alması nedeniyle 26.000,00 TL'lık borcu kaldığını, bu borcu da davacının avukatına verilmesi için ...’e 26.000,00 TL'lık bono verdiğini belirttiği,
böylece davacının ev satımı nedeniyle davalı Ferudun’dan 35.000 YTL alacağı olduğunu kanıtlayamadığı,ancak 26.000 YTL alacaklı olduğu,manevi tazminat isteminin ise koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulü ile 26.000 TL’nın dava tarihinden itibaren işleyecek faiziyle birlikte davalılardan tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Karar asıl ve birleşen davanın davalıları vekillerince temyiz edilmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına ,birleşen davanın davalısının ikrarıyla davacının bakiye 26.000,00 TL alacağının kaldığının anlaşılmasına, ikrarın kesin delil niteliğinde bulunmasına ve bankanın yapmış olduğu işlemle ilişkinin tarafı haline gelmiş bulunmasına,bu durumda davacının zararının tazmini için öncelikle satın alana yönelmesinin gerekmemesine göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/135, K. 2010/12392, 2 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama