KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13501 E., 2011/1796 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Şubat 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
516 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticarek Mahkemesi’nce verilen 20.11.2008 gün ve 2008/134-2008/416 sayılı kararı onayan Daire’nin 24.06.2010 gün ve 2009/1523-2010/7388 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Asıl ve birleşen davalarda davacı vekili, müvekkilinin davalı bankanın müşterisi olduğunu, internet bankacılığı hizmetlerinden faydalanmak için şifre aldığını, hesabında bulunan 48.315,00 TL’nın bilgisi dışında internet yolu ile havale yapıldığını ve davalıya yaptıkları başvurunun sonuçsuz kaldığını ileri sürerek, asıl davada 6.000,00 TL’nın, birleşen davada ise 42.000,00 TL'nın temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, kişisel bilgisayarının güvenliğini sağlamayan davacının tam kusurlu olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, asıl davanın kısmen kabulü ile 4.000,00 TL’nın temerrüt faiziyle davalıdan tahsiline dair verilen karar, davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, ağırlıklı kusurun davalı bankada olduğu, konunun çözümüne yönelik olarak yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, bankacılık hizmetini sunan davalı bankanın gerekli önlemleri almaya dair sorumluluğunun bulunduğu, ağırlıklı kusurun davalı bankada olduğu ve tüm dosya kapsamı dikkate alınarak,
davalı bankanın ağırlıklı kusur oranının bilirkişi heyetine belirletilmesi gerekçesiyle bozulmuş, mahalli mahkemece bozma kararın uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı bankanın davacının şifresini koruma yükümlülüğüne aykırı davrandığını kanıtlayamadığı, esasen aşırılan paranın davalı bankanın parası olduğu, davalı bankanın, hesap sahibinin aşıranlar ile işbirliği içerisinde olduğu ya da aşıranların davacı hesap sahibinin kusur ve ihmalinden yararlandığı kanıtlanmadığı sürece aşırılan mevduatı tazmin ile yükümlü olduğu,
asıl davada verilen kısmi kabul kararını davacı yan temyiz etmediğinden davalı yararına usulü kazanılmış hak doğduğu gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 4.000,00 TL'nın temerrüt faiziyle tahsiline, birleşen davanın ise kabulüne karar verilmiş, kararın davalı vekili tarafındanz temyizi üzerine Dairemizin 24.06.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı onanmıştır.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1- Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK.nun 440.maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekmiştir.
2- Ancak, mahkemece uyulan bozma kararında, mahkemenin HUMK.275 ve devamı maddelerine aykırı olarak bilirkişi raporuna itibar etmeyerek resen kusur oranı belirlemesine yönelik olup, Dairemiz bozma kararında yapılan açıklamalar bilirkişi incelemesi sırasında nazara alınması gerekenlerin neler olacağına yöneliktir.
Mahkemece bozma kararına uyularak alınan bilirkişi raporunda her ne kadar davalı banka tam kusurlu bulunmuş ise de, davacı tarafından ilk karar temyiz edilmediğinden kusur oranı yönünden davalı lehine usuli kazanılmış hak oluşmuştur.
Bu itibarla mahkemece birleşen dava yönünden de ilk karardaki kusur oranı dikkate alınmak suretiyle karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden Dairemizin 2009/1523 E, 2010/7388 K. ve 24.06.2010 tarihli onama ilamının ortadan kaldırılarak, yerel mahkeme kararının anılan nedenle davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13501, K. 2011/1796, 17 Şubat 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama