KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13679 E., 2011/2268 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 4 Mart 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Patnos Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 20/05/2008 gün ve 2007/12-2008/72 sayılı kararı onayan Daire’nin 08.06.2010 gün ve 2008/11868 - 2010/6599 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı, tapuda kayıtlı bir parça taşınmazını 1978 yılında şirkete devrettiğini, bunun karşılığında bu şirketin ortağı ve Patnos temsilcisi olduğunu, davalı şirketin 2001 yılında iflas ettiğinin bildirildiğini, 2003 yılındaki tasfiye ilanı üzerine süresi içinde alacaklılar listesine kaydını yaptırdığını, daha önce maliki olduğu taşınmazın ihale suretiyle satışa çıkarıldığını, ihaleye girerek taşınmazı satın aldığını, ancak ihale bedelinden davalı şirketten olan alacağının düşülmesini istediğini, davalı şirketin alacaklılar listesinde kaydı olmadığından bir ödeme ve mahsup işlemi yapılamayacağını kendisine bildirdiğini,
kendisinden şirkette olan tüm haklarından vazgeçtiğine dair hile ile alınan ibranamenin geçersiz olduğunu, ihale konusu taşınmazın bu şekilde gerçekleştirilen hileli işlemlerle davalılardan ...'a ihale edilerek adına tapuya tescil edildiğini, diğer davalıların da bu oyunun ve sahtekarlığın içinde olduğunu ileri sürerek, 12 parsel sayılı taşınmazın tapusunun hile nedeniyle iptali ile adına tescilini, 500,00 YTL maddi ve 500,00 YTL manevi tazminatın davalılardan müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket tasfiye memurları ... ve ..., şirketin 12 parseldeki binasına 11.05.2005 günü 230.000,00 YTL teklif veren davacıya süre tanınmasına rağmen ihale bedelinin ödenmediğini, 10 ay beklendikten sonra 12.01.2006 tarihinde taşınmazın ikinci teklif verene devredildiğini, davacının 08.05.2006 tarihinde şirkete 133 adet hisse senedi getirip, ibraname imzalayarak çek alıp bedelini 10.05.2006 tarihinde tahsil ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı ..., ikinci teklif sahibi olarak taşınmazı ihale sonucu satın aldığını, davacının daha önce aynı taşınmazla ilgili tapu iptal davalarının reddedildiğini, bu durumda kesin hüküm oluştuğunu, esasen davacının hile iddiasını süresinde ileri sürmediğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalılar ... ve ..., tasfiye memuru oldukları şirketin yerine kişisel sorumluluklarının mevcut bulunmadığını savunarak kendilerine husumet yöneltilemeyeceğini, ayrıca davalı şirketin iflas değil tasfiye halinde olduğunu savunarak, esas yönünden dahi davanın reddini istemişlerdir.
Davalı ..., davaya yanıt vermemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, davanın hile nedenine dayalı tapu iptal ve tescil, maddi ve manevi tazminat davası olduğu, davacının ihale bedelini süresinde ödememesi üzerine dava konusu taşınmazın ikinci en yüksek fiyat verene satıldığı, davacının ihale bedelini ödemediğini 22.01.2008 tarihli oturumda ikrar ettiği, davanın kanıtlanamadığı gerekçesiyle reddine karar verilmiş; kararın davacı yanca temyizi üzerine Dairemizin 08.06.2010 tarihli kararıyla dava konusu taşınmazın tapu kaydının davadışı kişiler adına olduğu, bu nedenle davalı ...’a işbu davada husumet yöneltilemeyeceği, ancak anılan davalı bakımından sonucu itibariyle, diğer davalılar bakımından ise esasen doğru olan yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili, bu kez, karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13679, K. 2011/2268, 4 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama