KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13809 E., 2012/6236 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 17 Nisan 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
608 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 4.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19.07.2010 tarih ve 2006/388-2010/171 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 30 yıllık tiyatro sanatçısı olduğunu, davalı reklam ajansının talebi üzerine diğer davalı şirkete ait “NAZO” adlı suda eriyen konsantre içecek ürünün reklam çekimlerine icracı sanatçı olarak katıldığını, kendisine yapılan çekimim pilot çekim olduğu söylenerek cüzi bir rakamın ödendiğini, ancak söz konusu reklam filminin iki yıl boyunca pek çok tv ve radyo kanalında yayınlandığını ileri sürerek, 15.000 TL maddi tazminatın yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiş, 23.09.2009 tarihli dilekçesi ile davasını ıslah ederek tazminat talebini 56.000 TL'sına çıkarmıştır.
Davalı Nazlı Gıda İnş. Tem. Ve Koz. San. ve Tic. Ltd. Şti. vekili, müvekkilinin televizyon ve radyodaki reklam filmlerini diğer davalı şirkete yaptırdığını ve ücretini ödediğini, davacı ile müvekkili arasında bir ilişki olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı şirket vekili, davacının iddialarının doğru olmadığını, daha fazla para alma çabası içinde olduğunu, reklam filminde sadece sesi ile 3 saniye yer alan davacıya ek ücret verilmesinin düşünülemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu reklam filminin davalı Nazlı Gıda şirketinin talebi ile çekildiği ve bu davalı tarafından filmlerin yayınlatıldığı, reklam filmini çeken diğer davalı şirket ile birlikte davalı Nazlı Gıda şirketinin de meydana gelen zarardan müteselsilen sorumlu bulunduğu, 5846 sayılı Kanun'un 80. maddesi uyarınca icracı sanatçı sıfatıyla davacının bağlantılı hak sahibi olduğu ve bedel talep edebileceği, taraflar arasında yazılı bir sözleşme yok ise de, davacıya makul bir ücretin ödenmesinin gerektiği, ilk raporda tespit edilen 56.000 TL'nın somut olaya ve hakkaniyete uygun görülmediği,
duruşmada dinlenen bilirkişi beyanının somut olaya uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 13.300 TL'nın dava tarihinden itibaren yasal faizi ile birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekillerinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davacı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; dava, 5846 Sayılı FSEK'na dayalı tazminat istemine ilişkindir. Davacının, davalı Grata Grafik Tasarım Ltd. Şti. tarafından çekilen ve diğer davalı şirket tarafından yayınlatılan reklam filminde oyuncu olarak yer aldığı, bunun karşılığında davacıya 700 TL dışında ücret ödenmediği uyuşmazlık konusu değildir.
Mahkemece, yargılama sırasında iki ayrı bilirkişi incelemesi yaptırılmış olup davacının 21.04.2010 tarihli oturumdaki beyanı da dikkate alınarak ikinci bilirkişi raporuna itibar edilmek suretiyle tazminat miktarı hüküm altına alınmıştır. Ancak, davacının söz konusu oturumdaki beyanı ikrar olarak kabul edilebilecek nitelikte açık bir irade beyanı değildir.
Kaldı ki işlem tarihinde yürürlükte olan HMUK'un 151. maddesinde öngörülen ve ikrar için geçerlilik şartı olan usule uygun bir irade beyanı da bulunmamaktadır.
O halde, mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi beyanı ile somut olaya ve hakkaniyete uygun görülmediği gerekçesiyle itibar edilmeyen bilirkişi kurulu raporu arasında tazminat miktarı yönünden fahiş derecede farklılık bulunduğu dikkate alınarak söz konusu raporlar arasındaki çelişki giderilmek suretiyle tazminat miktarının tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13809, K. 2012/6236, 17 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama