KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13941 E., 2012/4899 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 28 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
394 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09/06/2010 tarih ve 2009/705-2010/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin yönetim kurulu başkanı ve azınlık ortağı olduğu Mebi A.Ş.nde davalının 2004-2007 yılları arasında mali müşavir olarak görev yaptığını, meslek kurallarına aykırı hareketleri ile şirketi ve azınlık ortak olan müvekkilini zarara uğrattığını ileri sürerek şimdilik 10.000,00 TL'nin ticari faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı, davacının şirketi temsile yetkili olmadığını, sadece şirketin ortağı olduğunu, şirketin kendi bünyesinde oluşturduğu ön muhasebe biriminin kayıtları yaptığını, kendisinin aylık periyotlarla denetim yaptığını, kayıtların belgelere uygunluğunu şekli olarak denetlediğini, belgelerin gerçekliğini denetlemesinin mümkün olmadığını, 2004-2007 yılları hesap dönemlerine ait muhasebe kayıtlarının incelenmesi için yönetime yetki verilmesi talebinin ortaklar kurulunca reddedildiğini, buna rağmen davacının hazırladığı iç denetim raporunun hukuka aykırı olduğunu,
davacının belirtilen konulardaki şikayetleri üzerine savcılığın iki kez takipsizlik kararı verdiğini, görevini gereği gibi yerine getirdiğini, ibra edildiğini, davacının azınlık hak sahibi olarak şirket bünyesi içinde talepte bulunabileceğini, doğrudan kendisinden talepte bulunamayacağını, kendisinin şirketin ortağı ve vekili olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı vekilinin de son celse ifade ettiği gibi, davalının sözleşme ile mali müşavirlik görevi yaptığı, şirket bünyesi içinde müdürlük vb bir görevinin olmadığı, azınlık pay sahipleri ve münferit pay sahiplerinin şirketin akidi olan kişiye karşı doğrudan dava açma haklarının bulunmadığı,
ancak, şirket bünyesi içinde haklarını kullanarak şirketi belirtilen hususta harekete geçmeye zorlayabilecekleri, gerektiğinde, koşulları varsa şirketin bu konudaki olumsuz kararları aleyhine mahkemeye müracaat edebilecekleri, aksi takdirde, şirketle sözleşme ilişkisine giren her kişinin tek tek şirketin bütün ortakları ile muhatap olması durumunun ortaya çıkacağı ve bunun hukuki yönden kaosa neden olacağı, davacının dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili temyiz etmiştir. Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13941, K. 2012/4899, 28 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama