KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/13972 E., 2012/4650 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
393 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Alanya 3. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/01/2010 tarih ve 2009/141-2010/12 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin Alanya ilçesi sahilinde turistik otelinin bulunduğunu, davalının da otel sahibi olup, yaptığı tanıtımlarda müvekkiline ait otelin plaj ve yüzme havuzlarını kullandığını, bu durumun müvekkili açısından haksız rekabete neden olduğunu ileri sürerek, davalının haksız rekabetinin tespitine, önlenmesine, 20.000 TL maddi ve 30.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsiline ve hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiş, yargılama sırasında maddi tazminat talebinden feragat etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalının işlettiği otelin internet sitesi, tanıtım broşürleri ve CD’lerde yer alan görüntülerin bir kısmında her hangi bir ayırıcı işaret bulunmaksızın davacıya ait otel binaları ile davacının kullanımındaki plaj görüntülerine yer verdiği, kendisine ait özel bir plajı olmamasına karşın otelinin kendi plajına sahip olduğunu belirttiği gerekçesiyle davacının maddi tazminat talebinin feragat nedeniyle reddine, davalının eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, önlenmesine ve hükmün ilanına, manevi tazminat isteminin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, haksız rekabetin önlenmesi ve tazminat istemlerine ilişkindir.
TTK’nun 4. maddesi uyarınca Ticaret Kanununda düzenlenmiş olan hususlardan doğan hukuk davaları, mutlak ticari dava sayılır. Ticari davalar, TTK’nun 5/1. maddesi uyarınca, aksine hüküm bulunmadıkça dava olunan şeyin değerine göre Asliye Hukuk veya Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceği açıkça düzenlenmiştir.
FSEK'nun değişik 76/1.maddesinde ise, bu kanunun düzenlendiği hukuki ilişkilerden doğan davalara bakma görevinin kurulacak ihtisas mahkemelerine ait olacağı düzenlenmiştir.
Somut olayda, davacı vekili yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davasını açıkça haksız rekabet hükümlerine dayanarak açmış olup, hiçbir şekilde marka veya tasarım hakkına ilişkin talepte bulunmamıştır. Bu nedenle mahkemece davaya Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatı ile bakılarak hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davalılar vekilinin temyiz nedenlerinin incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/13972, K. 2012/4650, 26 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama