KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14035 E., 2012/1962 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
422 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 11.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 08.06.2010 tarih ve 2008/76 - 2010/333 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının, 31.12.2005 tarihli ve 3 yıl süreli "Satış Miktarına Bağlı Sürekli Direk Satış Sözleşmesi" ile kendisine ait işyerinde davacıya ait ürünlerin satışını yapmayı, davacının izni olmadan iş yerini devretmemeyi, kiraya vermemeyi, başkasına satmamayı, sözleşme süresi içerisinde sözleşmenin ihlali halinde 10.000 USD cezayi şart ödemeyi, bu halde davacının tek taraflı olarak sözleşmeyi fesih yetkisinin bulunduğunu kabul ve taahhüt ettiğini,
sözleşmenin özel hükmü uyarınca,- sözleşmenin herhangi bir aşamasında feshi halinde geri iade edilmesi koşuluyla- pazarlama faaliyetine katkıda bulunmak amacıyla davalıya 5.900 TL ödendiğini, ancak davalının basiretli bir tacir gibi davranmayarak müvekkiline bildirmeden işyerini kapattığının tespit edildiğini, bu nedenle davacı tarafından sözleşme fesholunarak cezai şart alacağı ile pazar payı katkısı olarak yapılan ödemenin iadesinin davalıya ihtar edildiğini ancak davalının ödemede bulunmadığını ileri sürerek, şimdilik 10.000 USD cezai şart alacağı ile 5.900 TL ödemenin faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işyerinin sürekli zarar etmesi nedeniyle kapatıldığını, davalıdan zarar eden faaliyetine devam etmesinin beklenemeyeceğini, sözleşmede kapatma halinin cezai şart gerektiren koşullardan biri olarak kabuledilmediğini, kaldı ki müvekkili tacir olmadığından fahiş olan cezai şartan makul bir indirim yapılması gerektiğini, öte yandan davacı tarafından faturaya dayalı olarak 5.900 TL'nın iadesi istenmiş ise de, dayanılan faturanın bir mal ve hizmet karşılığı kesilmiş olup bu faturaya dayanılarak alacak iddiasında bulunulamayacağını, dava edilen alacak için davacı tarafından yapılan takibe itiraz edildiğini, davacının itirazın iptali yoluna gitmeyip iş bu davayı açtığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalının Bayrampaşa daki işyerini Beylikdüzü'ne taşıdığı, davacıya ait ürünlerin burada satışının yapıldığının ve davacının bizzat malları bu ikinci adreste davalıya teslim ettiğinin davalı tarafça sunulan ve davacının itiraz etmediği fatura içerikleri ile sabit olduğu, davacının işyeri değişikliğinin kendisine bildirilmediği iddiasının yerinde olmadığı gerekçesi ile, davanın redine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14035, K. 2012/1962, 15 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama