KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14103 E., 2012/4692 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
625 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 5.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24.09.2009 tarih ve 2006/393 - 2009/411 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olup dava konusu meblağ 14.200,00 TL’nın altında bulunduğundan HUMK’nun 3156 sayılı Kanun ile değişik 438. maddesi gereğince duruşma isteğinin reddiyle tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verilerek dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin 10 yıl süre ile davalı şirket ürünlerinin Ege Bölgesi Tek satıcısı olarak faaliyetlerini sürdürdüğünü, 2005 yılında yıllık olağan sözleşmenin yenilenmesi beklenirken yenilenmediği gibi sözleşme daha sona ermeden davalı şirketin Konya bayisine Ege Bölgesi'nde faaliyet göstermesi için yetki verildiğini, ayrıca bu bayisine davacıya tanımış olduğu kâr oranlarının çok üzerinde kârlar vermek suretiyle haksız rekabete yol açtığını,
davacının aynı malla ilgili daha yüksek bir bedel sunması sonucu ortaya çıktığından davacının uzun yıllardar ticari ilişki içinde olduğu müşterilerinin çok daha ucuza bir başka bayiden mal temin etme imkanı görmeleri nedeniyle müvekkiliyle ticari ilişkilerine son verdiklerini, hakkında müşterilerine fahiş fiyatla mal sattığı yönünde kanaat oluşan müvekkilinin zarar gördüğünü ve itibar kaybettiğini ileri sürerek, 10.000 TL maddi, 20.000 TL manevi tazminatın davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zamanaşımı def'inde bulunmuş, taraflar arasındaki bayilik sözleşmesinin, yenilenmediğinden 31.12.2004 tarihinde kendiliğinden sona erdiğini, sözleşme süresince üçüncü kişilere bayilik verilmediğini, davacının sözleşmeye uygun olarak yükümlülüklerini yerine getirmediğini, üçüncü kişilerden davacıya yönelik şikayet geldiğini, davacının yeterli stok bulundurmadığını, reklam faaliyetlerinde bulunmadığını, pazar payını genişletmeye yönelik hareket etmediğini, ödemeleri zamanında yapmadığını, bu nedenle sözleşmenin yenilenmediğini, davalının kötüniyetli olmadığını savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki sözleşmenin 31.12.2004 tarihi itibariyle sona erdiği, davacının 1995 yılından itibaren 10 yıl davalının Ege Bölgesi Bayiliğini yaptığı, akitlerin birer yıl olarak yapılageldiği, davacının taraflar arasında sözleşmeye tam olarak uyduğu, davalı tarafın iddiasının aksine borçların ödenmediğine ilişkin herhangi bir ihtarının bulunmadığı, bir kısım borçların ödenmemesine rağmen davalının davacıya yüksek miktarda mal vermeyi sürdürdüğü, davalının sözleşmeyi haksız olarak yenilemediği, davacının bu nedenle 105.909,76 TL kârdan mahrum kaldığı,
herhangi bir manevi zararının ise sözkonusu olmadığı gerekçesiyle, maddi tazminata ilişkin talebin kabulüne, 10.000 TL'nin davalıdan tahsiline, davacının fazlaya ilişkin haklarının saklı tutulmasına, manevi tazminata ilişkin talebin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz etmiştir. 1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin tüm temyiz itirazları yerinde değildir.
2-Davalı vekilinin temyiz itirazlarına gelince; taraflar arasındaki tek satıcılık sözleşmesi her yıl yenilenmek suretiyle 10 yıl müddetle devam etmiştir. Son olarak 2004 yılı için imzalanan ve 31.12.2004 tarihi itibariyle sona eren sözleşmede herhangi bir fesih koşulu yer almamaktadır. Bu durumda, bir yıl süreli olarak düzenlenen sözleşmenin anılan tarihte kendiliğinden sona erdiğinin kabulü gerekir ve haksız bir fesihten de sözedilemez.
Davalı, 2005 yılı ile ilgili olarak davacı tarafla yeni bir sözleşme akdetmemiş, dava dışı başka bir şirketi Ege Bölgesi tek satıcısı olarak yetkilendirmiştir. Davacı taraf da, sözleşmenin yenilenmemesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemiştir.
Davacı tarafça akdin takip eden dönemde de yenileneceği inancıyla ileriye yönelik somut zararın varlığı kanıtlanmaksızın yoksun kalınan kazancın tahsili istendiğine göre, az önce de açıklandığı üzere kendiliğinden sona eren sözleşmenin yenilenmemesine dayalı olarak tazminat talebinde bulunulması mümkün olamayacağından davanın reddi gerekirken yazılı gerekçeyle kısmen kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14103, K. 2012/4692, 26 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama