KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14119 E., 2012/4649 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Mart 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
536 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Konya 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 04/06/2010 tarih ve 2009/138-2010/349 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı şirketin yurtdışındaki Türk vatandaşlarından yüksek getiri vaadi ile para topladığını, bu amaçla müvekkilinin de 116.825 DM para yatırdığını ancak parasını geri alamadığını ileri sürerek, müvekkili ile davalı şirketler arasında geçerli bir ortaklık ilişkisi bulunmadığının tespitine, yatırım ilişkisinin hükümsüzlüğüne ve şimdilik 6.500 TL’nın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, ayrı ayrı davanın reddini savunmuşlardır.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davacının ortaklık durum belgesi fotokopisi dışında belge sunmadığı, davacının diğer iddialarının doğruluğunun tespitinin davalı şirketin defter ve kayıtlarının incelenmesi ile ortaya çıkabileceği ancak davacı tarafın bilirkişi ücreti yatırmamakla bu inceleme talebinden vazgeçtiği, davacının, davalı şirketler nezdinde hissesinin bulunduğu ancak TTK’nun 329 ve 405. maddeleri gereğince pay sahiplerinin sermaye olarak koyduklarını geri isteyemeyecekleri, gerçek kişi davalılar hakkında açılan ceza davalarının beraatle sonuçlandığı gerekçesiyle gerçek kişi davalılar hakkında açılan davanın husumet yokluğundan reddine, diğer davalılar hakkında açılan davanın ise esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Dava, geçerli şekilde ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemlerine ilişkindir.
Somut olayda davacı vekili, müvekkilinin ortak olma amacı olmadığı halde davalılar tarafından kandırılarak müvekkilinden para alındığını, buna ilişkin davalılar hakkında açılmış ceza davaları olduğunu ileri sürmüş, mahkemece, davalılar hakkında açılan Konya 7. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/1288 Esas, 2005/1194 Karar, 5. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/228 Esas, 2005/174 Karar, 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/326 Esas, 2007/736 Karar, 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2003/936 Esas, 2005/1032 Karar, 3. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/548 Esas, 2007/214 Karar, 3. Ağır Ceza Mahkemesinin 2003/145 Esas,
2006/323 Karar sayılı dava dosyaları incelenmiş ve bu dosyalarda sanıklar hakkında beraat kararları verildiği belirlenmiş ise de, davacı vekili tarafından gerek yargılama sırasında ve gerekse temyiz aşamasında davalılar hakkında Konya 1. Ağır Ceza Mahkemesinin 2007/155 Esas sayılı dosyasında suç işlemek amacıyla kurulan örgüte üye olmak, hizmet nedeniyle görevi kötüye kullanmak ve dolandırıcılık suçundan dolayı yargılamanın devam ettiği ileri sürülmüş olup, mahkemece anılan bu dosya incelenmeden ve davalılar ile bir ilgisinin bulunup bulunmadığı belirlenmeden hüküm tesis edilmiştir.
Oysa, ceza mahkemesinin mahkumiyet veya maddi vakıa tesbiti yapan beraat kararı BK’nun 53. maddesi uyarınca hukuk hakimi için bağlayıcı olacağından, mahkemece anılan dava dosyası incelenerek davacı tarafın iddiaları ile bir ilgisinin bulunup bulunmadığının belirlenmesi, şayet davacı iddiaları ile bir ilgisinin varlığı belirlenir ise, bu durumda ceza davası sonucunun beklenerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14119, K. 2012/4649, 26 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama