KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14263 E., 2011/4852 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Nisan 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
587 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 17.12.2007 gün ve 2001/641 - 2007/803 sayılı kararı bozan Daire’nin 30.04.2010 gün ve 2010/2541 - 2010/4736 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili ile davalı Müflis İmar Bankası A.Ş. İflas İdaresi ve davalı .... vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, asıl davada davalı şirketler arasında ortak yapısı gözetildiğinde organik bağlantı bulunduğunu, halka açık bir şirket olan davalı ÇEAŞ’ın 1998 ve 1999 yıllarında işletme ve yatırım kredisi adı altında diğer davalı bankalardan kredi kullandığını, müvekkili kurum uzmanlarınca 2000 yılında yapılan denetleme sonucunda düzenlenen rapora göre, özellikle şirketin 1999 yılında kullandığı krediler için dönem içinde tahakkuk ve tahsil edilen faiz tutarının, İMKB Tahvil ve Bono Piyasasında oluşan Hazine Bonosu faiz oranlarının kullanılması yoluyla hesaplanan tutardan yaklaşık 6,4 trilyon TL daha fazla olduğunu,
bu suretle davalı ÇEAŞ’ın sözleşmede belirgin olmayan bir biçimde kararlaştırılan orandan daha yüksek faiz ödemek suretiyle diğer davalı şirketlere SPK’nun 15/son maddesi anlamında örtülü kazanç aktarımı yaptığının anlaşıldığını, birleşen dosyada da ÇEAŞ’ın nakitlerinin önemli bir bölümünü davalı ...
Bank Off Shore nezdindeki hesaplarda tuttuğunu, şirketin davalı banka(lar) nezdinde bulunan mevduat hesaplarına uygulanan faiz oranlarının emsallerine göre bariz şekilde düşük olması sebebiyle davalı şirketlere SPK’nun 15/son maddesi anlamında örtülü kazanç aktarımı yapıldığını ileri sürerek, söz konusu işlemlerin SPK’nun 46/1-c maddesi uyarınca hukuka aykırı olduğunun tespiti ve iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı ÇEAŞ vekili asıl ve birleşen davaya cevabında, dava dilekçesinde sözü edilen olguların SPK’nda 1999 yılında gerçekleştirilen değişiklikten önceye ilişkin olmakla davacının bu işlemler için gerek denetleme yapmak ve gerekse de iptal davası açma hak ve yetkisinin bulunmadığını, diğer yandan yapılan iş ve işlemlerin piyasa koşullarına uygun olup örtülü kazanç transferi olarak nitelendirilemeyeceğini savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı Türkiye İmar Bankası A.Ş. vekili, davacı kurumun dava konusu döneme ilişkin olarak aktif dava açma ehliyetinin olmadığını, ÇEAŞ’a kullandırılan kredilere uygulanan faiz oranlarının fahiş olmadığını, emsal bankaların faiz oranlarına uygun olduğunu, mevduatlara da düşük faiz uygulanmadığını savunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Davalı ... Bank Off Shore vekili, davalı Türkiye İmar Bankası A.Ş. vekili gibi savunmalarda bulunarak, asıl ve birleşen davanın reddini istemiştir.
Mahkemece asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulü ile ÇEAŞ mevduatının diğer davalılar tarafından SPK’nun 15/son maddesine aykırı olarak düşük faizle davalı bankada tutulması işleminin SPK’nun 46/1-c bendi çerçevesinde hukuka aykırılığının tespiti ve iptaline karar verilmiş, davacı vekili ile davalı ÇEAŞ vekili ve davalı müflis Türkiye İmar Bankası T.A.Ş. İflas İdaresi vekili tarafından temyiz edilen karar Dairemizin 30.04.2010 tarihli kararında yazılı gerekçeyle birleşen dava yönünden davalı Müflis Türkiye İmar Bankası A.Ş yararına bozulmuştur.
Davacı vekili ile davalı Müflis İmar Bankası A.Ş. İflas İdaresi ve davalı .... vekili bu kez karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekili ile davalı Müflis İmar Bankası A.Ş. İflas İdaresi ve davalı .... vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14263, K. 2011/4852, 22 Nisan 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama