KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1434 E., 2010/5195 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 11 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
458 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.02.2008 gün ve 2006/677-2008/12 sayılı kararı onayan Daire’nin 11.05.2010 gün ve 2008/6404-2009/11004 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2006/1809 kod nolu ile "Şekil + ...oğlu" ibaresinin 35, 36, 37, 39, 42 ve 43. sınıflardaki hizmetler yönünden tescili için davalı TPE'ye başvurduğunu, ancak diğer davalı şirketin itirazı üzerine 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi uyarınca 2000/20519 ve 2005/17152 nolu markaları nedeniyle başvuru listesinden 35/1, 3, 4, 8, 37/1, 2, 39/1 ve 43/1 sınıflardaki hizmetlerin çıkartıldığını, oysa markalar arasında benzerlik olmadığı gibi, “...oğlu” ibaresinin müvekkilinin soyadı olduğunu ileri sürerek, TPE, YİDK’nun 2006/M-35-29-sayılı kararının iptaline, çekişmeli 2006/1809 nolu markanın müvekkili adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Türk Patent Enstitüsü vekili, davanın reddini istemiştir.
Davalı şirket vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece,tescili istenilen 1809 nolu marka “Şekil + ...oğlu" iken davalı şirkete ait 20519 ve 17152 nolu markaların "'..." ve "...' olduğu, davacıya ait markada yer alan Y şeklinin "...oğlu” ibaresini geri planda bırakacak, potansiyel tüketiciler tarafından ilk anda algılanıp bir başkasının hatırlatma yapmasına gerek kalmadan sözcük unsurundan önce fark edilecek bir önem ve özgünlükte olmadığı, çekişmeli 1809 nolu markanın esaslı unsurunun "...oğlu" ibaresi olduğu ve bu ibarenin markanın genel görünümü ile tüketiciler üzerindeki genel izlenimi önemli ölçüde oluşturan bölüm olduğu,
buna karşın davalı şirkete ait markalar tek sözcükten ibaret ("...” olduğu, kelimelerin kökü “...” olup, bu kelimeye çoğul veya bir başka tamlamanın eklenmesinin benzerliği ortadan kaldırmayacağı, hizmetler bağlamında 35/1, 3, 4, S, 37/1, 2, 39/1 ve 43/1 sınıftaki hizmetlerin aynı/benzer oldukları, çekişmeli markanın esaslı unsuru olan "...oğlu" ibaresinin davacının soyadı olduğu ileri sürmüşse de kural olarak davacının adını ve soyadını marka olarak tescil ettirmesinin mümkün olduğu,
ancak böyle bir tescilin önceden tescil ettirilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markalarla iltibas veya iltibas tehlikesi yaratacak derecede benzer olmaması, en azından böyle bir durumu engelleyecek ilave unsurlara yer verilmesi gerektiği, oysa taraf markaları arasında açıklanan önem ve özgünlükte bir farkın mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine dair verilen karar, davacı vekilinin temyizi üzerine onanmıştır.
Davacı vekili,karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1434, K. 2010/5195, 11 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama