KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14459 E., 2012/5672 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
505 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/09/2009 tarih ve 2008/78-2009/215 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, 12/05/2005-01/03/2006 tarihleri arası davalı....
Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin hisse senetlerine sahip olduğunu, İMKB'nin 08/09/2005 tarihli...Yağ Sanayi ve Ticaret A.Ş. ile ilgili açılış ve kapanış bültenlerinde, hisse senetlerinin 1,17YTL nominal değere çıkıp hisse senedinin piyasada var olduğu andan itibaren en yüksek noktasına ulaştığını, aynı gün şirket yöneticilerinin ellerindeki hisseleri satışa çıkardığını ve satış tamamlandıktan sonra 0,99YTL nominal değere düştüğünü, bu düşüşün 27/07/2006 tarihine kadar devam ettiğini, söz konusu şirket ile anlaşma yapılmadığını,
İMKB'nin hisse senetleri üzerinde manipülasyon yaptığı gerekçesi ile 27/07/2006 tarihinde 0,55YTL nominal değere inen şirketin hisse senetlerini işlemden kaldırıldığını, Hisse Senetleri Piyasası Yönetmeliğinde yer alan manipülasyon suçunun işlendiğinin İMKB kararı ile sabit olduğunu, yapılan haksız fiil sonucunda hem fiili hemde hukuki olarak kendi sermayesi üzerindeki tasarruf yetkisini kaybettiğini ileri sürerek hisse senetlerine harcanan toplam 11.688,00 TL'nin 27/07/2006 tarihinden itibaren yasal faiziyle, aynı dönem içinde almadığı evin değerinin 100.000.00 TL olması nedeniyle alamadığından dolayı kar mahrumiyetine,
20.000,00YTL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, iddia konusu yapılan İMKB açıklamalarının Sermaye Piyasası Kanunu gereğince yapılması zorunlu olan açıklamalar olduğunu, manipülasyon iddiasının dayanaksız ve hiçbir delille desteklenmediğini, davacının iddialarındaki nedenler ve sonuçlar arasında hukuki ve fiili illiyet bağı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve tüm kanıtlara göre alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacı için doğan zararın davalı şirketin ve davalı şirket yetkililerinin kusurundan kaynaklanan manipülasyon sonucu doğmadığı, daha çok olayın yönetmelik kapsamında SPK. tarafından uygulanan tedbir ve şirketin iflasına karar verilmesinden kaynaklandığı, davalıların maddi ve manevi tazminatla sorumlu tutulmaları mümkün görülmediği gerekçesiyle davanın reddini karar verilmiştir.
Kararı, davacı temyiz etmiştir.
Dava, davalıların borsada manipülasyon yapmaları nedeniyle zarara uğranıldığı iddiasıyla açılan tazminat davası olup, davacı dava dilekçesinde bildirdiği delilleri içerisinde şirket ve şirket yöneticileri hakkında Şişli Cumhuriyet Savcılığı'nca yürütülen soruşturmaya dayanmıştır. Mahkemece, davacının delil olarak bildirdiği soruşturma dosyası celbedilip akıbeti araştırılmaksızın davacının iddiasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, mahkemece temyize konu iş bu karar verildikten sonra davacı tarafından 08.03.2012 havale tarihli dilekçe ekinde ibraz edilen İstanbul 6. Asliye Ceza Mahkemesinin 2007/573 Esas, 2008/1003 Karar sayılı kararına göre; davalı şirketin yöneticileri olan diğer davalıların borsada manipülasyon yaptıkları kabul edilerek 2499 sayılı Kanun'un 47. maddesi gereğince cezalandırılmalarına karar verildiği anlaşılmıştır.
Söz konusu ceza mahkemesi kararının kesinleşip kesinleşmediği ise ekli belgelerden anlaşılamamaktadır. Bu durumda BK. 53'üncü maddesi gereğince kesinleşmiş mahkeme hükmünün hukuk hakimini bağlayacağı gözönüne alınarak davacı tarafından temyiz aşamasında ibraz edilen ceza mahkemesi kararı değerlendirilerek, hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile davanın reddi doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14459, K. 2012/5672, 9 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama