KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1451 E., 2012/1165 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2012
- Mahkemesi
- İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
551 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.06.2008 tarih ve 2006/47 - 2008/143 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 24.01.2012 günde hazır bulunan davacı vekili Av.... ile davalı vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, yazar ......., tarafından yazılan........,simli eserin mali haklarının müvekkiline yazarın sağlığında 1982 yılında devredildiğini, yine müvekkilinin aynı yazarın muhtelif 55 adet eserinin mali haklarını devraldığını, devir sözleşmesi gereklerinin yerine getirildiğini, davalı yayınevinin 2003 yılında yazar .......,’nun kitaplarının tüm yasal haklarını devraldığını iddia ettiğini, halbuki eser sahibi yada mirasçıların mali hakların devrinden sonra artık bu haklar üzerinde tasarrufta bulunamayacağını, müvekkilinin mali haklarını devraldığı eserler üzerinde 25 yıldır hak sahibi olduğunu,
davalı şirketin eylemlerinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek davalının fiilinin müvekkilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespit ve men’ine, 50.000 YTL maddi ve 25.000 YTL manevi tazminatın davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının dayandığı devir sözleşmesindeki şirket ile davacı şirketin farklı tüzel kişiler olduğunu, ayrıca neşir mukavelesinin FSEK'nun 52. maddede aranan şartları taşımadığını, geçersiz olduğunu, davacının yazar .......,’ya ait 50 adet eseri geçerli bir sözleşme olmadan kullandığını, müvekkilinin 30/06/2005 tarihinde eser sahibinin mirasçıları ve mali hak sahipleri ile imzaladığı mali hak devir sözleşmesi ile basıp piyasa sürdüğünü savunarak davanın reddini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, ........., ile davacı arasında düzenlenen sözleşmenin akdinden sonra yürürlüğe giren 52. maddeye uygun yeni bir sözleşme yapılmadığından ve söz konusu madde emredici olduğundan fiili kullanıma yazarın bir dönem muvafakat etmesi veya fiili baskı yapılmaması eser sahibinin eser üzerindeki haklarından vazgeçtiği anlamına gelmeyeceği,
özellikle sözleşmeden sonra koruma süresinin 50 yıldan 70 yıla çıkarılmasına ve korumadan da yasa gereği eser sahibinin yararlanacak olmasına rağmen taraflar arasında 52. maddenin öngördüğü tarzda yeni bir sözleşme yapılmaması 8 romanın yaşam süresi +70 yıl süreyle 160.000.000.-TL karşılığında devredilmiş sayılmasının hakkaniyet ve adaletle bağdaşmadığı, davacının mali hak sahibi olduğunu kanıtlanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı, muris ........, ile yaptığı sözleşme gereğince hak sahibinin (davaya konu .......,isimli kitabın mali haklarının) kendisi olduğu iddiasıyla, kitabı muris ......., mirasçıları ile yaptığı sözleşme uyarınca bastığını savunan davalıya karşı, davalının fiilinin hak sahipliğine tecavüz teşkil ettiğinin tespit ve men’i ile maddi ve manevi tazminatın tahsili isteminde bulunduğuna göre, davacının hak sahibi olup olmadığı hususu da davacı ile muris ........, mirasçıları arasında görülen İstanbul 4.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2006/413-2007/256 karar sayılı davanın sonucuna bağlı olduğundan mahkemece anılan davanın neticesi beklendikten sonra hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1451, K. 2012/1165, 2 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama