KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14577 E., 2010/12772 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 13 Aralık 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
794 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bilecik Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 11.09.2007 tarih ve 2005/124 - 2007/997 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, bazı noksanlıkların ikmali için dosya mahalline gönderilmişti. Bu noksanlıkların giderilerek dosyanın gönderildiği anlaşılmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, dava dışı işveren tarafından davalı Bankanın Bilecik Şubesi'ne 24.03.1999 tarihinde yatırılan sigorta priminin müvekkili hesabına değil, ilgisi olmayan tasarrufu teşvik hesabına alındığını, prim borcunun işverenden talep edilmesi sonucu durumun anlaşıldığını, işveren aleyhine yapılan icra takibinin süresinde yatırması ve bir kusurunun bulunmaması nedeniyle iptal edildiğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibinin de doğrudan takip yapılması gerekçesiyle kabul edilmediğini, genel hükümlere göre davanın açıldığını, davalının kusurunun bulunduğunu ileri sürerek,
10.171.95 YTL prim, 67.423.38 YTL gecikme zammı ve 4958 sayılı Kanunu’n 38. maddesi uyarınca 39.521.80 YTL faiz olmak üzere 117.117.13 YTL’nın dava tarihinden sonra tahakkuk edecek gecikme zammı ve faizi ile birlikte 506 ve 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının aynı alacaktan dolayı müvekkili aleyhine icra takibi başlattığını, icra takibinin iptali ve bu alacaktan dolayı borçlu bulunmadığının tespiti istemli olarak müvekkili tarafından açılan davanın kabul edildiğini, kararın kesinleştiğini, kesin hüküm bulunduğunu, asıl kusurlunun işveren olduğunu, istemlerin yersiz bulunduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, dava dışı işverenin, işyerinde çalışan işçilerin 15.02.1999-14.03.1999 tarihlerine ait ücretlerinden ve işveren payı olarak kesilen 14.410.262.000.-TL primi süresinde davalı nezdinde bulunan davacı hesabına yatırdığı, paranın tasarrufu teşvik fonuna alındığı, yanlışlığın banka tarafından 17.07.2001 tarihinde giderildiği, bu tarih itibariyle doğru hesaba alındığı, davalının kusurlu bulunduğu, anaparayı faizi ile birlikte ödemek zorunda olduğu,
hesaplarını zamanında kontrol etmeyen davacının da zararın artmasında %50 müterafik kusurunun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 35.429.84 YTL’nın 10.171.95 YTL’lık kısmına dava tarihinden itibaren 6183 sayılı Kanun uyarınca gecikme zammı tahakkuk ettirilerek tahsiline karar verilmiştir.
Karar, taraflar vekillerince temyiz edilmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmama- sına, davacının 506 sayılı Kanunu’n 80. maddesine dayalı olarak başlattığı takibin iptali ve
bu takip nedeniyle borçlu bulunmadığının tespitine ilişkin olarak davalının açtığı davanın konusunun işbu davayla aynı olmamasına, esasen anılan davada davalının (temyize konu bu davada davacının) genel hükümlere göre dava açma hakkının bulunduğunun da belirtilmiş bulunmasına, davalı vekilinin uyuşmazlığa ilişkin olarak taraflar arasında kesin hüküm varlığına yönelik itirazının yerinde olmamasına, bu davanın genel hükümlere göre açılmış bir dava niteliğinde bulunmasına göre, davalı vekilinin kesin hükmün varlığına yönelik temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, bankacılık işleminden doğan tazminat istemine ilişkindir.
Dava dışı işyerinin, 15.02.1999-14.03.1999 tarihlerine ilişkin olan sigorta prim borçları toplamı 14.410.262.000.-TL’nı süresinde 24.03.1999 tarihinde davacının davalının Bilecik Şubesi'ndeki hesabına yatırdığı, yatırılan paranın davacı hesabı yerine dava dışı tasarrufu teşvik fonu hesabına alındığı, durumun fark edilerek 17.07.2001 tarihinde bu paranın davacı hesabına iade edildiği hususları uyuşmazlık konusu değildir.
Taraflar arasındaki çekişme, yatırılan primlerin davacı hesabına süresinde alınmaması nedeniyle davacı zararının olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkemece, son bilirkişi kurulu tarafından düzenlenen rapora itibar edilerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. Ancak, bu dava sigorta primlerinin tahsiline yönelik olarak taraflar arasında yapılan sözleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkindir.
Dava açıldığı tarihte yürürlükte bulunan Sosyal Sigortalar Kurumu'nca 6183 sayılı Kanuna Göre Kullanılacak Yetkilerin Usul ve Esasları hakkındaki Yönetmelik hükümleri uyarınca davacıya sigorta primlerini bankalar vasıtasıyla tahsil etme yetkisi tanınmıştır. Bu yetkinin kullanımının davacının bankalarla yaptığı protokollere dayanması gerekmektedir.
Esasen, böyle bir protokolün varlığı mahkemece araştırılmış, davacı taraf davalı ile yapılan 01.01.2005 tarihli protokolü sunmuş, davalı taraf ise, böyle bir protokolün varlığına rastlanmadığını açıklamıştır. Davacının ibraz ettiği protokolün 6. maddesinde de taraflar arasındaki 22.04.1998, 14.03.2001 ve 03.06.2003 tarihli protokoller ve ek protokollerin yürürlükten kaldırıldığı hükme bağlanmıştır.
Bu durum karşısında, uyuşmazlığa konu işlemi kapsayan protokol veya protokoller getirtilip, aralarında sosyal güvenlik hukukçusu ve bankacının bulunduğu bilirkişi kurulu oluşturulup, tarafların hak, yükümlülük ve sorumluluklarına ilişkin hükümler de dikkate alınarak primlerin ne zaman hesaba aktarılması gerektiği, işlemin süresinde yapılmaması halinde davacının talep edebileceği haklarının ne olduğu,
geç aktarım nedeniyle oluşan davacı zararı, bu zararın oluşumunda varsa taraf kusurlarının belirlenmesi yönlerinde denetime uygun rapor alınması ve tüm kanıtların birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre, taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14577, K. 2010/12772, 13 Aralık 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama