KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/14674 E., 2012/5083 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Nisan 2012
- Mahkemesi
- İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
373 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 04/11/2009 tarih ve 2009/81-2009/124 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 1983 yılından itibaren de ticari unvanında kullandığı “SOLARİS” ibaresinin davalı adına 17.09.2001 tarihinde 2001/18612 no ile tescil edildiğini, müvekkili ile davalının aynı iş kolunda faaliyet gösterdiklerini, gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu ileri sürerek, unvana tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, men’ini ve davalı markasının hükümsüzlüğünü talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda, davalının “Solaris” ibareli markasının 35, 39, 42 sınıflarda tescil edildiği, davacının ibare üzerinde öncelik hakkı bulunduğu, davalı markasındaki 39/1 ve 2. sınıflarda yer alan faaliyetlerin davacı faaliyet alanı ile aynı olduğu, bu sınıflar bakımından davalı markasının terkinine ilişkin verilen kararın bozma ilamına konu edilmediğindin yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalının kısmi hükümsüzlüğüne karar verilen markayı tescil ile kullanması nedeni ile bu dönemdeki kullanımının haksız rekabet oluşturmadığı gerekçesiyle haksız rekabete ilişkin davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki (2) nolu bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Ancak, davanın kısmen reddine karar verildiği halde davada kendisini vekille temsil ettiren davalı yararına vekalet ücreti takdir edilmemesi doğru görülmemiş, kararın bu yönden bozulması gerekmiş ise de, anılan yanlışlıkların düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca bu yönden davalı yararına düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/14674, K. 2012/5083, 2 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama