KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15537 E., 2011/16275 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 1 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
- Birleşen dava
- Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
- Sayısı
- 2006/120 - 2006/193
Karar Metni
527 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 19/07/2010 tarih ve 2010/160-2010/225 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davacı ve davalılardan ... vekilleri tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 29/11/2011 gününde davacılardan ... avukatı ....geldi, davetiye tebliğine rağmen davacı vekili ve diğer davalı avukatı duruşmaya gelmediklerinden , temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukat dinlenildikten sonra,
duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.Dava dosyası için Tetkik Hakimi ..... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili ile davalı ... ...’in diğer davalı şirketin ortağı olduğunu, tarafların 20.03.2004 tarihli protokol ile şirket hissesinin devri ve şirketin feshi konusunda anlaştıklarını, buna göre davalı ...’nin müvekkilinin %45 hissesini kendisi yada belirleyeceği kişiye devir alacağını, kendisinin de yine 10 kilogram altın ve kendi adına kayıtlı bir takım dükkanların devrinin müvekkilinin üzerine yapılacağını, davalının 5 kilogram altını peşin olarak aldığını, ancak diğer yükümlülüklerini yerine getirmediğini,
tarafların şirketteki ortaklıkları devam ettirmemek üzere anlaşmış olduklarından şirketin bu hali ile devamının müvekkili için çekilemez bir hal aldığını, ayrıca müvekkili tarafından 4 adet sözleşmenin teminatı olarak verilen senetlerin tanzim tarihi, vade tarihi ve ödenecek miktar dışındaki kısımlarının boş olduğunu, müvekkilinin protokol gereği kendi ediminin ilk kısmını yerine getirdiğini, davalının çekilen ihtara rağmen edimini ifa etmediğini ileri sürerek, davalı şirketin taraflar arasında akdedilen protokol çerçevesinde feshine, sözleşmenin teminatı olarak verilen 30.8.2004 vadeli 12.960 USD., 30.12.2004 vadeli 12.960 USD.
30.6.2005 vadeli 12.960 USD. ve 30.12.2005 vadeli 25.920 USD. tutarında 4 senet nedeniyle davalı taraf kendi edimlerini yerine getirmediği için borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Birleşen davada davacı ... vekili, müvekkilinin sözleşmenin ifa edileceği kanısıyla davalıya 5 Kilogram altın teslim ettiğini, ancak davalının çekilen ihtara rağmen sözleşmeden doğan edimini ifa etmediğini, müvekkilinin BK.'nun106.maddesinde belirtilen seçimlik haklarından sözleşmenin feshi ve 20.03.2004 tarihli protokol gereğince davalıya ödenen 5 Kilogram altını talep ettiğini ileri sürerek, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalması kaydıyla şimdilik, 6.000 YTL’nın faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... ... vekili, müvekkilinin %55 hisse sahibi olduğu şirketin içinin davacı tarafından boşaltıldığını, müvekkiline herhangi bir senedin verilmediğini savunarak, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamaya ve tüm dosya kapsamına göre, şirket feshi ile 4 adet senetten dolayı borçlu olunmadığına ilişkin olarak açılan asıl davanın reddine, sözleşmenin feshi ile alacak davasına ilişkin birleşen davanın ise kabulü ile taraflar arasında imzalanmış olan 20.03.2004 tarihli sözleşmenin feshine ve fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak şartıyla 6.000,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan alınmasına karar verilmiştir.
Kararı, davacı ve davalılardan ... vekilleri temyiz etmiştir.
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davacı ve davalılardan ... vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde değildir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15537, K. 2011/16275, 1 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama