KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15590 E., 2012/5648 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
549 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 26/05/2010 tarih ve 2006/731-2010/321 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi .....tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıya 2006 yılı Şubat ayından itibaren kurye hizmeti verdiğini, bunun karşılığında hizmet bedeli faturaları düzenlenip davalı tarafından ödendiğini, ancak davalının Eylül ve Mart ayı kurye hizmet bedelini ödemediğini, bu aylara ait 11.835,40 TL'lik 01.10.2006 tarihli fatura bedelini ödemediği için icra takibi yapıldığını, davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek itirazın iptali ile %40 icra inkar tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının takibine konu yaptığı faturayı 16/10/2006 tarihli ihtarname ile kabul etmediklerini ve defterlerine işlemeden iade ettiklerini, taraflar arasında sözleşme bulunmadığını, davacının 01.09.2006 tarihine kadar müvekkiline kurye hizmeti verdiğini, bedelini de fatura karşılığında aldığını, bu tarihten sonra davacı ile çalışılmadığını, başka bir kurye firması ile çalışıldığını, Mart 2006 tarihinden 6 ay geçtikten sonra Mart ayı kurye bedeli istenmesinin de mümkün olmadığını, müvekkilinin Nisan, Mayıs, Haziran, Temmuz ve Ağustos 2006 tarihlerine ait faturaları kabul edip ödediğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, davacının davalıya ait emtiaların taşınma işini üstlendiği, davacının ticari defterlerinin TTK hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulmadığı ve lehine delil olma özelliğini taşımadığı, davalının ticari defterlerinin TTK hükümleri uyarınca usulüne uygun tutulduğu ve lehine delil olma özelliğini taşıdığı, davalının ticari defterlerindeki kayıtlarda davacıya herhangi bir borcunun gözükmediği, icra takibine dayanak faturada 2006 Mart ayına ilişkin 10 günlük talepte bulunulmuş ise de, bunun dayanaklarının sunulmadığı,
Eylül ayı için 11 günlük hizmet verildiğinin kabulü halinde talep edilebilecek rakamın 3.245-TL olduğunun bilirkişi raporu ile tespit edildiği, davacının da rapor doğrultusunda 3.245-TL üzerinden hüküm verilmesini talep ettiği, dosyaya ibraz edilen Eylül ayına ait İstanbul Bölge Teslimat Onay Formlarındaki teslim alan ve teslim eden kısımlarındaki imzanın aynı şahıslara ait olduğu, davalı tarafından bu onay formlarının kabul edilmediği, davacının 11 günlük hizmeti verdiğini, ticari defter, kayıtları ve diğer yan deliller ile kanıtlayamadığı,
yasal süresi içerisinde yemin teklif etme hakkının da kullanılmadığı gerekçesiyle davanın reddine, davacının kötüniyetli icra takibi yaptığı ispat edilemediğinden davalının tazminat isteminin de reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2-Dava, taşıma ücretinin tahsili amacıyla yapılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir. Davacı vekilinin, bilirkişi raporunun gelmesinden sonra Eylül ayında 11 günlük hizmet verildiğini ileri sürerek bu döneme ilişkin taşıma ücretini talep ettiğini bildirdiği ve bu tarihlerdeki İstanbul Bölge Teslimat Onay Formlarını ibraz ettiği anlaşılmış olup mahkemece, davacı tarafın sunduğu ve davalı tarafından inkar edilen bu belgelerdeki imzaların davalı çalışanlarına ait olup olmadığı araştırılarak, çekişmesiz dönemdeki Teslimat Onay Formlarındaki imzalar ile karşılaştırılıp sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik incelemeye dayalı ve belirtilen gerekçeyle davanın reddine hükmedilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15590, K. 2012/5648, 9 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama