KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15736 E., 2012/4484 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
375 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada 1. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 19/02/2009 tarih ve 2008/1298-2009/154 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalı bankadaki hesabından faili meçhul kişiler tarafından 1.950,00-TL’nin çekildiğini, bu durumdan davalının sorumlu olduğunu ileri sürerek 1.950,00-TL alacağının davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, zararın davacı tarafından gerekli güvenlik önlemlerinin alınmamasından dolayı oluştuğunu, bu nedenle müvekkili bankanın sorumluluğunun bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, dosya kapsamı ve toplanan delillere göre, davalı bankanın hesabında bulunan 1.950,00-TL’nin ATM cihazından ve kredi kart kullanılarak çekildiği, parayı çeken kişilerin banka kameraları tarafından görüntülendikleri ancak yakalanamadıkları, bankanın kusurunun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, bankacılık işleminden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmiştir. Ancak, Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61. maddesi). Buna göre, mevduat sözleşmesi ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.
Yine BK'nun 306 ve 307. maddeleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile birlikte iadeye mecburdur. Aynı Yasa'nın 472/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef'i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, dolandırıcılık eylemi müşteriye değil bankaya karşı gerçekleştirilmekte ve mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Güven kuruluşları olan bankalar, aldıkları mevduatları özenle korumak zorundadırlar. Bu hususta objektif özen borcu altında olan bankalar, hafif kusurlarından dahi sorumludurlar.
Bu durumda mahkemece sahtecilik işleminin davalı bankaya karşı gerçekleştirildiği ve olayda davacının herhangi bir kusurunun varlığının kanıtlanamadığı nazara alınarak davanın kabulüne karar verilmek gerekirken yazılı gerekçe ile davanın, reddine karar verilmesi bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15736, K. 2012/4484, 22 Mart 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama