KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15764 E., 2012/6845 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 25 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
500 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasındaki davadan dolayı İstanbul 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.04.2010 gün ve 2007/534-2010/147 sayılı hükmün Yargıtayca incelenmesi temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmalarına ilişkin kararı bir kısım davalılar vekili tarafından istenilmekle dosyadaki kağıtlar okundu gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili, davacı şirketin 01.01.2007-30.04.2007 ara dönemi Olağan Genel Kurul toplantısında şirketi zarara uğratanlar hakkında mali sorumluluk davası açılması karar verildiği, bu konuda da Denetim Kurulunun yetkilendirildiği, yönetim kurulu üyesi ve denetçi olan davalıların şirket kasa hesabında görülmekle birlikte fiilen mevcut olmayan nakit paradan sorumlu olduklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 TL'nin zararın meydana geldiği tarihten itibaren avans faiziyle davalılardan tahsilini talep etmiş, dava değerini 2.207.617,37 TL olarak ıslah etmiştir.
Davalılar ... ve ..., ...., ... vekili şirket hakkında verilen tedbir kararları nedeniyle zaruri harcamalar dışında şirketin hiçbir ödeme yapmadığını, şirketin kasasında mevcut olmayan nakitin hangi tarihte oluştuğu ve kasa sayımının ne zaman yapıldığı hususunda açıklama bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, hesaplarda şirket kasasında 2.207.617,37 TL gözüktüğü, ancak şirkete TMSF tarafından el konulmasından sonra yapılan tetkikte, kasada hiçbir paranın bulunmadığının tespit edildiği, kasada bulunan meblağdan yönetim kurulunun sorumlu olduğu, yönetim kurulu üyelerinin sorumluluğu kusur sorumluluğu olup ispat yükünün davalıların üzerinde bulunduğu, hesapları inceleyerek kanuna ve sözleşmeye uygun tutulduğunu denetlemekle görevli denetçilerin de kusursuz olduklarını ispat etmedikçe doğan zarardan müteselsilen sorumlu olacakları, dosyada davalıların temerrüdüne ilişkin belge ve iddianın mevcut bulunmadığı gerekçesiyle, davanın
kabulüne, 2.207.617,37 TL'nin 10.000 TL'sine dava, 2.197.617,37 TL'nin ıslah tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalılar ..., ..., ... ve... vekili temyiz etmiştir.
Bir kısım davalılar vekiline tebliğ edilen muhtıraya rağmen 7 günlük kesin süre içinde ¼ temyiz harcı yatırılmadığından, bir kısım davalılar vekilinin temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmasına karar verilmiştir.
Temyiz talebinden vazgeçmiş sayılmalarına ilişkin kararı, bir kısım davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Davalılar ..., ..., ... ve... vekiline tebliğ edilen 26.07.2010 tarihli muhtırada, ¼ temyiz harcı ve posta gideri ile birlikte bakiye karar ilam harcının da verilen 7 günlük kesin sürede yatırılması istenmiş ise de, sözkonusu süre dolmadan Harçlar Kanunu'nun 28. maddesinde yapılan değişiklik 01.08.2010 tarihinde yürürlüğü girmiş ve bakiye karar ve ilam harcının ödenmemiş olmasının, hükmün tebliğe çıkarılmasına engel teşkil etmeyeceği hükmü getirilmiştir. Usul kurallarına ilişkin değişiklikler henüz kesinleşmemiş bulunan tüm işlere uygulanır. Bu nedenle, mahkemece usulüne uygun yeni bir muhtıra çıkartılmadan verilen, davalıların temyiz talebinden vaçgeçmiş sayılmasına ilişkin 16.09.2010 tarih ve 2007/534 esas sayılı kararın bozularak ortadan kaldırılmasına karar vermek gerekmiştir.
2-HUMK'nun 434/3. maddesine göre, temyiz dilekçesi verilirken ¼ oranındaki temyiz harcının ve diğer temyiz giderlerinin tamamının yatırılması gerekmekte olup, temyiz talebi ile birlikte yalnızca maktu harç yatırıldığından, anılan madde uyarınca bir kısım davalılar vekiline yeniden muhtıra çıkarılması, eksik harç ve giderlerin tamamlanması için tanınan sürenin beklenmesi ve neticesine göre işlem yapılması için dosyanın mahal mahkemesine geri çevrilmesi gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15764, K. 2012/6845, 25 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama