KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/15930 E., 2012/6575 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 20 Nisan 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
302 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 7. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.10.2010 tarih ve 2010/910-2010/1232 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin müşterisi olduğu davalı bankada bulunan hesabından bilgisi dışında internet bankacılığı yoluyla toplam 3.000 TL’nin başka bir şahsa ait hesaba havale edildiğini, davalının gerekli sorumluluğu göstermediğini ileri sürerek 3.000 TL’nin olay tarihinden itibaren yasal faizi ile tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, işlemin doğru parola kullanılarak yapıldığını, şifrenin gizliliğinden müşterinin sorumlu olduğunu, müvekkili bankanın kusur ve sorumluluğunun olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, Dairemizin bozma ilamına uyularak, iddia, savunma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, 1.500 TL tazminatın 07.03.2007 tarihinden itibaren yasal faizi ile davalıdan alınıp davacıya verilmesine, fazla istemin reddine karar verilmiştir.
Kararı davalı vekili temyiz etmiştir.
1) Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bent dışında sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2) Ancak, Dairemizin önceki ilamında, reddedilen miktar üzerinden davada kendisini vekille temsil ettiren davalı lehine ücreti vekalet ve yargılama giderine hükmedilmesi gerektiğinden bahsedilerek karar bozulmuş ve mahkemece de bu bozma ilamına uyulmuş olmasına göre, uyulan bozma ilamı doğrultusunda davalı lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken bu hususta karar verilmemiş olması doğru olmamış, bu nedenle de kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/15930, K. 2012/6575, 20 Nisan 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama