KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16041 E., 2012/7309 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
318 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Çarşamba 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10/06/2010 tarih ve 2010/266-2010/356 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı temsilcisi tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı, davalıya verilen süre içerisinde kanuni mecburiyetlerini yerine getirmeyip, Çarşamba’da bulunan işyerini şube olarak tescil talebinde bulunmadığını ileri sürerek davalı Şirket'in şube niteliğindeki işyerinin Türk Ticaret Kanunu'nun 35. maddesi gereğince resen kayıt işleminin yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma,toplanan kanıtlar, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre davacının subut bulmayan davasının reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı temsilcisi temyiz etmiştir.
Dava, Ticaret Sicili Memurluğu’nca yapılan ihtara rağmen ticari işletmeyi ticaret siciline tescil ettirmeyen davalının ticaret siciline resen tescili istemine ilişkindir.
5590 sayılı Kanun’un 9/3 maddesi hükmüne göre, bir merkeze bağlı olduğu halde müstakil sermayesi ve müstakil muhasebesi bulunan veya muhasebesi merkezde tutulduğu ve müstakil sermayesi olmadığı halde kendi başına ticari muamele yapan yerler şube sayılır.
Günümüzde elektronik iletişim olanaklarının gelişmesi nedeniyle, ticari işletmeye ilişkin muhasebe işlemlerinin şubeler de dahil olmak üzere bir merkezde bilgisayar ortamında tutulabilmesi olanaklarının bulunması karşısında, muhasebe işlemlerinin şubede veya merkezde tutulmasının artık ayırıcı bir kriter olarak belirlenmesi ve uygulanması doğru olamaz.
Dosya kapsamından davalı şirkete ait işyerinin müşteriye icapta bulunduğu ve bu icap üzerine müşterinin de kabulü ile ticari ilişki kurulduğu ve buna göre ticari işlemin gerçekleştiği sabit olup, bu yerin şube olduğu sonucuna varılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, yazılı gerekçelerle reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16041, K. 2012/7309, 8 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama