KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16175 E., 2011/16366 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 5 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
472 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15.02.2010 tarih ve 2009/241-2010/39 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, müvekkillerinin hissedar oldukları şirket hisselerini İzmir Sevgi Özel Sağ. Tes. ve Mal. A.Ş’ye devrettiklerini, daha sonra bu şirkette bulunan hisseleri de davalı şirkete devrettiklerini ve taahhütleri yerine getirdiklerini, davalı ile yaptıkları hisse alım satım anlaşmasının 1.03 maddesine göre kliniklere gelen hasta sayısına göre devir bedelinin belirlendiğini halde müvekkillerinin devir karşılığı olan bedelleri alamadıklarını ileri sürerek, şimdilik 10.000 EURO’nun davalıdan tahsilini talep ve dava talep etmiştir.
Davalı vekili, İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi Başkanlığı’na sunduğu cevap dilekçesi ile müvekkilinin adresinin Maslak/İstanbul olduğu ve taraflar arasındaki anlaşmanın 14. md. gereğince İstanbul Mahkemeleri’nin yetkili olduğunu belirterek yetki itirazında bulunmuştur.
Davanın görülmekte olduğu İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/240-682 E ve K sayılı 04.12.2008 günlü kararla İstanbul Mahkemeleri’nin yetkili olduğu gerekçesiyle yetkisizlik kararı verdiği ve kararın temyiz edilmeden kesinleştiği anlaşılmıştır.
Mahkemece, davanın hisselerin daha sonra toplandığı İzmir Sevgi Özel Sağ. Tes. ve Mal.
A.Ş’ye ait hisselerin davalıya devredilmesi nedeniyle ödenmediği iddia edilen hisse bedellerine yönelik olduğu, davanın hisseyi devralan ortak ile hisseyi devreden eski ortak arasında hisse bedeline yönelik uyuşmazlıktan kaynaklandığı, HUMK’nun 17. maddesine göre tüzel kişilerin bu sıfatları dolayısıyla açılacak davaların onların ikametgahlarında görüleceği, ayrıca şirketlerin şirket işleyişine ilişkin davalar ile ortakların birbirlerine karşı açacakları veya ortakla şirket arasında açılacak davaların da şirket genel merkezinde görülmesi gerektiğinin kamu düzenine ilişkin bir yetki olarak düzenlendiği,
eski ortağın davasının da buna yönelik olduğu, her ne kadar yanlar arasında sözleşme ile yetki sözleşmesi yapılmış ise de HUMK’nun 22. maddesinde açıkça kamu düzenine ilişkin olmayan hususlarda yetki sözleşmesi yapılacağının düzenlendiği, oysa bu davada yetki kamu düzenine ilişkin olduğundan yapılan yetki sözleşmesinin geçersiz olduğu, bu nedenle davanın hissesi devredilen şirketin muamele merkezi olan İzmir’de görülmesi gerektiği gerekçesiyle, HUMK’nun 17. maddesi dikkate alınarak yetkisizliğine, dosyanın yetki uyuşmazlığının çözümü için Yargıtay’a gönderilmesine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, şirket ortağının payın devrinden doğan alacağının tahsili talebine ilişkin olup, mahkemece davanın iki şirket ortağı arasında hisse bedeline ilişkin uyuşmazlık olduğundan bahisle yetkinin HUMK 17. maddesi kapsamında değerlendirilmesi doğru olmamıştır. Alacak davası niteliğindeki iş bu davada yetki kuralları kamu düzenine ilişkin olmayıp, dosyada ilk yetkisizlik kararı veren İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2008/240 esas, 2008/682 karar 04/12/2008 tarihli kararının kesinleşmiş olduğu anlaşıldığından, yetkisizlik kararı ile bağlı olan mahkemenin davayı yanlış nitelendirerek HUMK 17. madde kapsamında değerlendirmek suretiyle yeniden yetkisizlik kararı vermesi doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16175, K. 2011/16366, 5 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama