KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16220 E., 2012/7565 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Mayıs 2012
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
376 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 5. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.10.2010 tarih ve 2009/1334-2010/1107 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin alacaklı olduğu 4.000,00 TL bedelli senedi takas için davalı bankaya verdiğini, ancak senedin davalı tarafça kaybedildiğini, davalı bankanın senedin zayi olduğu iddiasıyla mahkemeye başvurduğunu, ancak davanın henüz sonuçlanmadığını, davalının vekalet görevini gereği gibi yerine getirmediği gerekçesiyle senet bedelinin reeskont faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkiline karşı dava açılabilmesi için öncelikle senet borçlularına başvurulması gerektiğini, bir sonuç alınamazsa müvekkiline dava açılabileceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamı, toplanan deliller ve yararlanılan bilirkişi raporuna göre, dava konusu senedin davalı banka nezdinde kaybolduğu, davalı bankanın senet iptali davasını yetkili mahkemede açmayarak senedin tahsilinde gecikme yaşanmasına neden olduğu, davalı bankanın davacının uğradığı zarardan sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüyle 4.000,00 TL’nın avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava, takas için bankaya verilen bononun davalı banka tarafından kaybedilmesinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
Taraflar arasında, davacının hamili bulunduğu 4.000,00 TL bedelli bononun takas için davalıya verildiği ve kaybolduğu, davalı banka tarafından vekil-hamil sıfatıyla zayi belgesi alınması için mahkemeye başvurulduğu uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık, davacının bono bedelini tahsil edememesi nedeniyle doğan zararından davalının sorumlu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Vekil konumunda olan davalı Banka'nın bononun kaybedilmesi nedeniyle sorumlu olması için, hamilin zayi nedeniyle alacağını ispatlayamaması veya ispat zorluğu çekilmediği halde bononun vade tarihi ile icra takip tarihi arasında borçluların mallarını ellerinden çıkarması nedeniyle mal varlıkları olduğu halde gerek bono borçlusu ve gerekse diğer müracaat borçlularından alacağını tahsil edememesi gerekir.
Somut olayda, davacı bono borçlularına başvurmaksızın davalı bankadan kaybolan bononun bedelini talep etmektedir. Mahkemece, davacı taraf öncelikle senet borçlusuna ve cirantalarına başvurmadığı halde yazılı şekilde davalının sorumluluğuna hükmetmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davalı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16220, K. 2012/7565, 10 Mayıs 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama