KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/16436 E., 2011/3509 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 29 Mart 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
538 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28.11.2008 gün ve 2007/80 - 2008/698 sayılı kararı onayan Daire’nin 20.09.2010 gün ve 2009/2213 - 2010/8842 sayılı kararı aleyhinde davacı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin acentası olan davalı şirketin acentelik işlemeleri nedeniyle 268.825,43 YTL borcunu ödememesi sonucu sözleşmesinin feshedildiğini, diğer davalıların ise acentelik sözleşmesinin müşterek borçlu müteselsil kefili olduklarını ileri sürerek, anılan meblağın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, toplanan kanıtlara göre, davacının davalı şirketten 267.942,57 YTL alacaklı olduğu, diğer davalıların kefil sıfatı ile bir sorumluluklarının bulunmadığı, ipotek miktarı bakımından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluna başvurulmadan asıl borçlu hakkında adi takip yoluna başvurulamayacağı gibi alacak davasının da açılamayacağı, bu nedenle davacı lehine tesis edilen ipotek miktarı olan 57.500,00 YTL düşülmek sureti ile alacağın belirlendiği gerekçesiyle davalı şirket yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davalılar hakkında açılan davanın reddine dair tesis edilen karar,
davalı şirket vekili ile davacı vekilinin katılma yoluyla temyizi üzerine, davacı vekilinin davalı şirket dışındaki davalılara yönelik katılma suretiyle temyiz itirazlarının geçerli olmadığından reddedilmiş, davalı şirket vekili ile davacı vekilinin bu davalıya yönelik temyiz itirazları da yerinde bulunmadığından karar Dairemizce onanmıştır.
Davacı vekili, karar düzeltme isteminde bulunmuştur. 1-Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan ve HUMK'nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiç birisini ihtiva etmeyen diğer karar düzeltme istemlerinin reddi gerekmiştir.
2-Dava, sigorta acenteliği sözleşmesinden kaynaklanan alacak istemine ilişkindir. Mahkemece davacı alacağından lehine tesis edilen ipotek miktarı düşülerek yazılı şekilde hüküm kurulmuştur. İİK'nun 45. maddesi uyarınca alacağı rehinle temin edilmiş olan alacaklı, alacağını cebri icra yoluyla almak isterse, kural olarak rehinin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapmak zorundadır. Anılan bu düzenleme, kamu düzenine ilişkindir.
Ancak, İİK'nun 45. maddesi hükmü, yalnız icra ve genel iflas takipleri içindir. Dolayısıyla, rehin alacaklısının borçluya karşı alacak davası açmasına engel değildir. Başka bir anlatımla, alacağı rehinle temin edilmiş olan alacaklı, mahkemede bağımsız alacak davası açabilir. Bu halde, alacak davası sonucunda temin edeceği ilamla yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla ilamlı takip yapabilir. Somut olayda davacı alacağının 267.942,57 TL olduğu tespit edilmiştir.
Lehine 57.500,00 YTL tutarlı ipotek tesis edildiği de dosya kapsamıyla sabittir.
Bu durum karşısında, davacı alacağından ipotek tutarı düşülmeden, bu miktar kısmının ipotekle teminat altına alındığı ve anılan miktar itibariyle rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabileceği belirtilerek hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru bulunmadığından, davacı vekilinin bu yöne ilişkin karar düzeltme itirazının kabulüyle Dairemizin 20.09.2010 tarih 2009/2213 Esas-2010/8842 Karar sayılı onama kararın 2 numaralı bendinin davacı yönünden ortadan kaldırılarak yerel mahkeme kararının davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/16436, K. 2011/3509, 29 Mart 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama