KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1688 E., 2011/12428 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 10 Ekim 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
514 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Manisa 2. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 26/04/2005 tarih ve 2004/485-2005/136 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline İmar Bankası Off Shore Limited tarafından 03/07/2003 tarihinde 76.852.165.977 TL’lik havalenin İmar Bankası Manisa Şubesine havale edildiğini, ancak daha sonra bankaya başvuran müvekkiline İmar Bankasının 03/07/2003 tarihinde bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığından bahisle ödeme yapılmadığını ileri sürerek, şimdilik anılan meblağın davalılardan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı İmar Bankası vekili, 04/07/2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan BDDK’nın 03/07/2003 tarihli kararı ile müvekkilinin bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını, yönetim ve denetim TMSF’na intikal ettiğinden ödeme yapılamayacağını, Off Shore Limited’in ayrı tüzel kişiliği olduğundan müvekkiline husumet yöneltilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Davalı TMSF vekili, müvekkili hakkında idari yargıda dava açılabileceğini, Off Shore hesaplarının tasarruf mevduatı niteliği olmadığından ödeme yapılamayacağını, davalı İmar Bankasının iflasına ilişkin davanın derdest olduğunu, alacağın iflas karar verildikten sonra iflas masasından istenilmesi gerektiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, tüm dosya kapsamına göre, uyuşmazlığın niteliği gereği davanın adli yargıda görülmesi gerektiği, davacı tarafından İmar Bank Off Shore Limitede açtırılan hesaptan 03/07/2003 tarihinde İmar Bankası Manisa Şubesine 76.852.165.977 TL havale geldiğini, 04/07/2003 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan BDDK’nın 03/07/2003 tarihli kararı ile İmar Bankasının bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izninin kaldırıldığını, yönetim ve denetimin TMSF’na intikal ettiği, İmar Bankası Off Shore hesabından İmar Bankası Manisa Şubesine gelen havalenin ödenmesi istenildiğinden husumet itirazının yerinde olmadığı,
bankacılık işlemleri yapma ve mevduat kabul etme izni kaldırılan İmar Bankasının bankacılık işlemi olan havaleyi ödeme yetkisi olmadığı, ancak havale konusu sigorta kapsamında kalmadığından TMSF tarafından da ödenemeyeceği, TMSF tarafından İmar Bankasının iflasının istenildiği ve davanın devam ettiği, alacağın iflas masasından istenilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1) Dava, alacak istemine ilişkin olup, Dairemize intikal eden benzer uyuşmazlıklardan ve dava dosyası içerisindeki bilgilerden karar tarihinden sonra davalı İmar Bankası'nın iflasına karar verildiği anlaşılmıştır. İİK’nun 194. maddesi gereğince iflasın açılmasıyla maddede gösterilen istisnalar dışında müflis aleyhine açılan davaların 2. alacaklılar toplantısından 10 gün sonrasına kadar durdurulmasına karar verilmesi gerektiğinden İİK’nun 194. maddesi gereğince işlem yapılması için davalılardan İmar Bankası yönünden verilen kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2) Diğer yandan, davacı taraf davalı TMSF'nun tasarruf mevduat sigorta kapsamında sorumlu olduğunu ileri sürerek davayı açtığına göre bu davanın idari yargı yerinde görülmesi gerekmektedir. Görev hususu kamu düzenine ilişkin olup, yargılamanın her aşamasında re’sen nazara alınacağından mahkemece dava dilekçesinin bu davalı bakımındanr görev yönünden reddine karar verilmek gerekirken davalı yönünden de uyuşmazlığın esasına girilmesi bozmayı gerektirmiştir.
3) Bozma neden ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1688, K. 2011/12428, 10 Ekim 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama