KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1796 E., 2010/5978 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 27 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Birleşen dava
- İzmir 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
- Sayısı
- 2007/180 E-2007/198 K
Karar Metni
405 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/12/2007 gün ve 2006/532-2007/832 sayılı kararı bozan Daire’nin 12.10.2009 gün ve 2008/5834 - 2009/10442 sayılı kararı aleyhinde davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, davalı nezdinde sigortalı iş yerinde 11.06.2006 tarihinde hırsızlık meydana geldiğini, davalının kısmen ödeme yaptığını ileri sürerek, 6.000.00 YTL nin tahsiline, birleşen dava da, aynı işyerinde 01.11.2006 tarihinde ikinci bir hırsızlığın meydana geldiğini, yine kısmen ödemede bulunulduğunu ileri sürerek 10.988 YTL’nın davalıdan alınmasına karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili, 11.06.2006 tarihinde meydana gelen hırsızlık nedeniyle davacıya 2.533.50 TL ödeme yapılarak müvekkilinin ibra edildiğini, kaldı ki, tarafların hasar tutarında anlaşamadıklarını, hakem-bilirkişi yoluyla tazminatın belirleneceğini, ikinci hırsızlık sonucu tespit edilen 2.950.00 YTL’nın 26.01.2006 tarihinde ödendiğini, daha önceki hırsızlığın aynı mallar üzerinde olduğunu, davaların birleştirilmesi gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece, iddialar, savunmalar, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, davalının her iki dosyada da taraflar arasındaki sorunun tazminat miktarına ilişkin olduğunu bildirerek zararın hakemlerce belirlenmesi gerektiğini savunduğu, poliçede yazılı şekilde hakem-bilirkişi prosedürünün işletildiği, her iki tarafın hakemlerinin zarar miktarı hususunda uyuşmadıkları, tarafsız hakem ile davalı hakeminin eksper tarafından tespit edilen ve davalı tarafından ödenen tazminat miktarının doğru olduğunu açıkladıkları, davacı hakeminin farklı görüş bildirdiği,
davalı vekilinin bilirkişi kurulu çoğunluk görüşüne göre karar verilmesini talep ettiği, davacının 10 günlük süre verilmesine rağmen rapora itiraz etmediği, çoğunluk görüşüne itibar edildiği, ayrıca poliçede hakem-bilirkişi raporuna itiraz süresinin 7 gün olarak tespit edildiği, bu sürenin kesin olduğu, davacıya mahkemece daha uzun süre verildiği, süresinde itiraz edilmediği,
raporun kesinleştiği, davalının her iki dosyada zararı ödediği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiş,kararın asıl ve birleşen davanın davacısı vekili temyizi üzerine Dairemizin 12.10.2009 tarihli kararı ile mahkeme kararı davacı yararına bozulmuştur.
Davalı vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur. Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı vekilinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1796, K. 2010/5978, 27 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama