KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1851 E., 2012/1106 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Ocak 2012
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
- Vekili
- Av. ...
- Davalılar
- 1-Şensa Tur Tekstil Gıda İnş. San. Tic. Ltd. Şti
Karar Metni
1.034 kelime·5 dk okuma·1 bölüm
2-... 3-... VEKİLİ : Av. ...
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.10.2009 tarih ve 2006/480-2009/240 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi davalılar vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 31.01.2012 günde hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmış olup, Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin ‘Rumeli İşkembecisi’ ibaresiyle 1945 yılından beri lokantacılık yaptığını, ‘Rumeli’ ve ‘Meşhur Rumeli İşkembecisi’ ibareli markalarının bulunduğunu, aynı alanda faaliyet gösteren davalı şirketin ‘Rumeli İşkembecisi’ ibaresiyle lokanta işlettiğinin tespit edildiğini, davalı ...’in bu davalı şirketin yetkilisi, diğer davalının ise ortağı bulunduğunu, tüm davalıların 556 sayılı KHK.nin 61/e maddesi uyarınca sorumluluklarının olduğunu, öncesinde de ‘Tarihi Rumeli İşkembecisi’ ibaresiyle lokanta işlettiklerinin tespit edildiğini, hukuk ve ceza davası açıldığını,
o tarihteki yetkili davalı ...’in ibareyi kullanmama yönünde taahhüt vermesi sonrası şikayetten ve davadan vazgeçildiğini, bu kere ‘Rumeli İşkembecisi’ ibaresiyle faaliyete devam ettiklerinin anlaşıldığını, ticaret unvanı ile marka hakkına tecavüz ettiklerini ileri sürerek ve ıslah isteminde bulunarak, tecavüz fiillerinin ve haksız rekabetin önlenmesine ve ortadan kaldırılmasına, 20.000 TL manevi ve 26.400 TL maddi tazminatın tahsiline, maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve hüküm özetinin ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekili, müvekkilleri gerçek kişilere husumet düşmeyeceğini, ‘Rumeli’ ibaresinin coğrafi bölgeyi ifade ettiğini, hiç kimsenin tekeline bırakılamayacağını, esasen davacı markalarının 556 sayılı KHK.nin 7/1-c maddesi kapsamında tescil edilemeyeceğini savunarak, davanın reddini istemiştir. Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı şirketin 1999 yılında da ‘Tarihi Rumeli İşkembecisi’ ibaresini kullandığı, davacının ./... 2010/1851 2012/1106 S-2
hukuk ve ceza davası açtığı, davalıların ortak dilekçeyle yanıt verdikleri, 03.04.2000 tarihli taahhüt nedeniyle davacının davalarından feragat ettiği, davalı gerçek kişilerin ‘Rumeli’ ibaresinin kullanılması yönünde davacı şirketle davalı şirket arasında uyuşmazlık bulunduğunu bildikleri, ‘Rumeli İşkembecisi’ ibaresinin davacının çok önceden beri tescilli unvanı olduğu, ‘Rumeli’, ‘Meşhur Rumeli İşkembecisi’ markalarının adına tescilli bulunduğu, davalı şirketin işlettiği lokantada yine ‘Rumeli İşkembecisi’ ibaresini kullandığının tespit edildiği,
davalı ortakların eylemden haberdar bulundukları, BK.nun 50. maddesi uyarınca haksız fiilden müteselsilen sorumlu oldukları, ancak davacı unvanın gerçek kişi ticaret unvanı niteliğinde bulunduğu, ticaret sicili ile sınırlı korunacağı, davalıların eyleminin Antalya’da gerçekleştiği, uyuşmazlıkta TTk.nun 52 ve devamı maddeleri uygulama yerinin bulunmadığı, maddi tazminatın lisans bedeline göre tayin edildiği,
manevi tazminatın unsurlarının bulunduğu gerekçesiyle davalıların ‘Rumeli İşkembecisi’ ibaresini lokantacılık hizmetlerinde kullanımının davacıya ait ‘Rumeli İşkembecisi’ ve ‘Rumeli’ ibareli markalarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturması nedeniyle kullanımının önlenmesine ve sonuçlarının ortadan kaldırılmasına, 26.400 TL maddi ve 4.000 TL manevi tazminatın tahsiline, maddi durumun ortadan kaldırılmasına ve hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.
Kararı, davalılar vekili temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalılar vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamları dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, ticaret unvanı ile tescilli markalara tecavüzün önlenmesi, ortadan kaldırılması ile maddi ve manevi tazminatın tahsili istemlerine ilişkindir.
Mahkemece yazılı gerekçe ile davalı ...’in de sorumluluğuna karar verilmiştir. Davacının tescilli markalarına tecavüz teşkil eden fiillerin işlendiği ve markasal kullanımın meydana geldiği işyerinin davalı şirkete ait olduğu dosya kapsamıyla sabittir. Esasen, bu yönde taraflar arasında bir çekişme de bulunmamaktadır. Davalı ..., davalı limitet şirketin ortağı konumundadır. Ortak olan diğer davalı ...’in de gerçek kişi davalılardan başka ortağı bulunmayan davalı limitet şirketin tek başına temsil ve ilzama yetkili müdürü olduğu ticaret sicil kayıtlarıyla sabittir.
TMK.nun 50.maddesi uyarınca, tüzel kişinin iradesi, organları aracılığıyla açıklanır. Organlar, hukuki işlemleri ve diğer bütün fiilleriyle tüzel kişiyi borç altına sokarlar. Organlar, kusurları dolayısıyla ayrıca kişisel olarak sorumludurlar. Öte yandan, limitet şirkette ortağın asli borcu, taahhüt ettiği sermayeyi ödemekten ibarettir. Sermaye borcu da ortaklık sözleşmesi ile ortaklığa karşı yüklendiği borcu ifade etmektedir. Kural olarak Türk Hukukunda ortaklar, limitet şirketin borçlarından da sorumlu değildirler.
Somut uyuşmazlıkta davalı şirketin ‘Rumeli İşkembecisi’ ibaresini 1999 yılında da ticari faaliyetlerinde kullandığı, bu durumun tespit edilmesi sonrasında davacının, davalılar hakkında hukuk ve ceza davası açtığı, davalı ...’in, kendi adına asaleten ve şirketi temsilen marka ve unvanı kullanmama yönünde taahhütte bulunması nedeniyle davacının davalardan feragat ettiği çekişmesizdir. Ancak, önceki dava aşamasında bile, davalı ...’in doğrudan doğruya davacı unvan ve markasının kullanımına rastlanılmamıştır. Ayrıca, davacıya karşı kişisel olarak bir taahhütte de bulunmamıştır. 1999 yılında aleyhine dava açılmış olması ve bu davaya cevap vermesi, ortak davalının, ayrı tüzel kişiliği bulunan limitet şirketin haksız fiilinden sorumlu tutulmasını gerektirir bir durum değildir.
./...
2010/1851
2012/1106
S-3
O halde, davalı ...’in dava konusu unvan ve markalara yönelik doğrudan doğruya tecavüz teşkil eden fiillerinin bulunup bulunmadığı tartışılmadan yazılı gerekçelerle sorumluluğu yönünde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın anılan davalı yararına bozulması gerekmiştir.
3-Ayrıca, yazılı şekilde maddi tazminata hükmedilmiştir. Davacı taraf, maddi tazminat tutarı olarak, davalıların, markayı bir lisans anlaşması ile hukuka uygun olarak kullanmaları halinde ödemeleri gereken bedelin hüküm altına alınmasını istemiştir. Davacı taraf emsal lisans sözleşmesi ibraz edememiştir.
Aralarında lokantacılık sektöründe uzmanın da olduğu bilirkişi kurulu raporunda davalı şirketin günlük cirosunun 10.000 TL olabileceği kabul edilerek, tecavüzün sürdüğü 88 gün üzerinden tazminat belirlenmiştir. Temel alınan bilirkişi raporu bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli bulunmamaktadır. 556 sayılı KHK’nin 66/c bendi uyarınca lisans bedeli tespit edilirken, davalı şirket cirosunun dikkate alınmasında bir yanlışlık yoktur.
Ancak, aynı maddenin son fıkrasının da dikkate alınması zorunludur. Başka bir anlatımla, kullanılan davacı markasının ekonomik önemi, davalının cirosu üzerindeki etkisi gibi unsurlar da değerlendirilmek suretiyle dava konusu dönem için, taraflar arasında serbest koşullarda bir lisans anlaşması yapılması halinde kararlaştırılabilecek hakkaniyete uygun bir miktarda lisans bedeline hükmedilmelidir.
Bu durum karşısında, davalılar vekilinin itirazları da dikkate alınarak, açıklanan hususlar çerçevesinde davacının talep edebileceği maddi tazminatın tutarı noktasında ek rapor alınması veya yeniden bilirkişi incelemesi yaptırılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde eksik incelemeye dayalı hüküm kurulması da yanlış olmuş, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
10.02.2012-RK
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1851, K. 2012/1106, 31 Ocak 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama