KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1904 E., 2011/16621 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 8 Aralık 2011
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
587 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 6.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 01.07.2009 tarih ve 2008/179 - 2009/364 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi duruşmalı olarak davalı şirket vekili tarafından istenmiş olmakla, duruşma için belirlenen 06.12.2011 gününde davacı avukatı .... ile davalılar Tisan İnş.San. ve Tic.Ltd.Şti. vekili Av.....gelip, diğer davalılar tebligata rağmen duruşmaya gelmediklerinden, temyiz dilekçesinin süresinde verildiği anlaşıldıktan ve duruşmada hazır bulunan taraf avukatları dinlenildikten sonra, duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakılmıştı.
Dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, KKTC Girne Kaza Mahkemesi’nin 12.10.2006 tarihinde vermiş olduğu hüküm gereği; davalılardan Tisan İnş. San. ve Tic. Ltd.Şti.nin davacı şirkete 19.910 YTL ve bu miktar üzerinden 12.10.2006 tarihinden itibaren borcun tamamen biteceği ödeme tarihine kadar % 14 faiz ödemesine ve ayrıca mahkeme masrafları ve dava masrafı olarak 38 YTL ve % 14 faiz ve %15 KDV ödemeye mahkum edildiğini, diğer davalılar hakkındaki davanın red ve iptaline karar verildiğini ileri sürerek, kararın Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde infaz edilebilmesi için tenfizine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, KKTC Girne Kaza Mahkemesi’ndeki yargılama sırasında müvekkiline tebligat yapılmadığını, savunma haklarının kısıtlandığını, bu hususun kamu düzenine aykırılık teşkil ettiğini, tek taraflı dinlenen tanık beyanlarına dayalı olarak karar verildiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Diğer davalılar yanıt vermemiştir.
Mahkemece iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava konusu ilam suretinin aslına uygunluğunun “MUKAYYİT” tarafından onaylandığı, onay bölümündeki imzanın mukayyit vekiline ait olduğunun, mührün de Girne Mahkemesine ait olduğunun KKTC Yüksek Mahkeme Baş Mukayyiti tarafından onaylandığı, buna dair imza ve mührün KKTC
İçişleri Bakanlığı'na ait olduğu, bunun da KKTC Konsolosluk Şubesi tarafından onaylandığı, bu hali ile 5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 53. maddesinde belirtilen başvuru şartlarının bulunduğu,
davalı şirket vekili müvekkiline o davada tebligat yapılmadığını, savunma hakkının kısıtlandığını savunmuş ise de, Girne Kaza Mahkemesi içeriğinden celpnamenin aslına uygun bir suretinin bu davalıya tebliğ edildiği halde davaya katılmadığı anlaşıldığından bu savunmaya itibar edilmediği gerekçesiyle, davanın kabulü ile KKTC Girne Kaza Mahkemesi tarafından 1264/06 dava numarası ile 12.10.2006 tarihinde verilmiş ve 24.11.2006 tarihinde kesinleşmiş mahkeme kararının tenfizine,
5718 sayılı Milletler Arası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanunun 56. maddesi uyarınca tenfize dair verilen işbu karar neticesinin yabancı mahkeme ilamı altına yazılıp, mühürlenmek ve imzalanmak suretiyle onaylanmasına karar verilmiştir.
Karar, davalı şirket vekilince temyiz edilmiştir.
5718 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun'un 50. maddesinde yer alan hükme göre yabancı mahkemelerden hukuk davalarına ilişkin olarak verilmiş ve o devlet kanunlarına göre kesinleşmiş bulunan ilamların Türkiye'de icra olunabilmesi yetkili Türk mahkemesi tarafından tenfiz kararı verilmesine bağlıdır.
Anılan hükümde tenfizi istenilen yabancı mahkeme kararının kesinleşmiş olması gerektiği açıkça ifade edildiği gibi Kanunun 53 üncü maddesinde de tenfiz dilekçesine ilamın kesinleştiğini gösteren ve o ülke makamlarınca usulen onanmış yazı veya belge ile onanmış tercümesinin de eklenmesinin zorunlu olduğu hüküm altına alınmış bulunmaktadır.
Yapılan incelemede, yabancı mahkeme kararının davalıya tebliğ edildiğine ilişkin bir belgeye dosyada rastlanmamıştır.
Mahkemece, yukarıda değinilen hükümler ile Kanun'un 59. maddesinde yer alan yabancı ilamın kesin hüküm veya kesin delil etkisinin, yabancı mahkeme kararının kesinleştiği andan itibaren hüküm ifade edeceğine ilişkin hüküm gözönünde bulundurulmaksızın eksik inceleme ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1904, K. 2011/16621, 8 Aralık 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama