KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1906 E., 2012/1209 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 2 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
- Vekili
- AV. ...
- Vekili
- AV. ...
Karar Metni
683 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 46. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 15/12/2009 tarih ve 2008/9-2009/481 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 30/01/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkiline ait işyerinin davalı nezdinde sigortalı olduğu sırada meydana gelen hırsızlık rizikosu nedeniyle müvekkilinin uğradığı zararın davalı tarafından karşılanmadığını ve yapılan icra takibine karşı da haksız olarak itirazda bulunulduğunu ileri sürerek, davalının takibe vaki itirazının iptali ile % 40'dan az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatının alınmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, hırsızlık olayından sonra karakolda yapılan soruşturmada suçtan zarar gören kişi olarak sigortalı ...’un eşi ...’un adının geçmesi nedeniyle sigorta hukuku bakımından menfaat sahibi ... olup, sigortalı ...’un para ile ölçülebilir bir menfaatinin bulunmadığını, bu durumda sigorta sözleşmesinin batıl olduğunu, ayrıca davacının işyerinde iddia ettiği iplik emtiasının olmadığını, talep edilen tazminat miktarının fahiş bulunduğunu, davanın esası ve hasar miktarı açısından taraflar arasında niza mevcut olduğundan dava konusu alacağın likit bir alacak olmadığını, bu nedenle davacının inkar tazminatı talebinin de haklı bulunmadığını ve davacının ancak dava tarihinden itibaren faiz isteyebileceğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının eşinin poliçeye konu işyerinde çalıştığı, olay ve zarar ile ilgilenmesinin hayatın olağan akışına uygun bulunduğu gibi işyerinin kiralanmasından sonra noterlikçe düzenlenmiş vekaletname uyarınca sigortalının eşi ...'a yetki verilmiş olduğu, bu nedenlerle davalının sözleşmenin batıl olduğu yönündeki itirazının yerinde bulunmadığı, gerçekleşen rizikonun sigorta teminatı kapsamında olduğu,
işyerinde bulunması mümkün mal bedelinin faturalar esas alındığında 340.168,22 TL olup, icra takibinde talep edilen asıl alacak 340.000,00 TL olduğundan sigorta teminatı kapsamındaki zararın 340.000,00 TL olduğu, ancak sigorta şirketince faturaların gerçekliğinin şüpheli bulunduğu, davacının işletme defterinin kapanış tasdikinin bulunmaması nedeniyle çalınan mal mevcudunun ve ödenecek tazminatın davalı tarafça tespitinin mümkün görülmediği, bu durumda takip öncesi davalı temerrüdü gerçekleşmediğinden davacının işlemiş faiz talebinin reddinin gerektiği sonucuna varılarak,
davalının takip dosyasına yaptığı itirazın kısmen iptali ile takibin 340.000,00 TL asıl alacak üzerinden devamına, bu alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz yürütülmesine, işlemiş faiz talebi ile tarafların %40 icra inkar ve kötüniyet tazminatı taleplerinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir. .../...
-2-
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin ise aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, sigortalı işyerinde meydana gelen hırsızlık rizikosu nedeniyle uğranılan zararın poliçe kapsamında davalıdan tazmini istemine ilişkindir.Sigortalı işyerinde 25.12.2005 meydana gelen rizikoya ilişkin olarak davalı şirkete 26.12.2005 tarihinde ihbarda bulunulduğu, davalı şirket tarafından hasar dosyası açılarak gerekli işlemlere başlanıldığı,
27/28.12.2005 tarihlerinde riziko mahallinde ekspertiz çalışmalarının yapıldığı anlaşılmıştır.Poliçenin eki niteliğinde bulunan “Hırsızlık Sigortası Genel Şartları”nın “Tazminatın Ödenmesi” başlığını taşıyan B.5/2.maddesinde sigortacının, belirlenen tazminatı rizikonun gerçekleştiğini belirleyen bilgi ve belgelerin kendisine ulaşmasından itibaren en geç 30 gün içerisinde sigortalıya ödemek zorunda olduğu düzenlenmiştir.
Davacının meydana gelen riziko nedeniyle uğradığı zararın poliçe kapsamında tazmini amacıyla davalı aleyhine başlattığı icra takibinde işlemiş temerrüt faizi yönünden de istemde bulunmuştur.Bu durumda, davacının ihbar tarihi olan 26.12.2005 tarihinden 30 gün sonrasında davalı ... şirketinin temerrüde düştüğünün kabulü ile temerrüt tarihi ile takip tarihi arasındaki sürede işleyen temerrüt faizinin de hesaplanarak hüküm altına alınması gerekirken takip öncesi davalı temerrüdünün gerçekleşmediği şeklindeki gerekçe ile işlemiş faiz isteminin reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
20.196,00 H · 4.590,00 P · 15.606,00 BK · 28/03/2012-S/E
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1906, K. 2012/1209, 2 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama