KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/1918 E., 2011/10881 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 26 Eylül 2011
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
461 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Yozgat 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22.10.2009 tarih ve 2008/1013 - 2009/834 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 25.04.2001 tarihinde çalışmakta olduğu Hollanda ülkesinde Yimpaş temsilcisi olarak bu ülkede faaliyet gösteren ... isimli şahsın müvekkiline Yimpaş A.Ş. adına ortaklık hisse senedi vermek üzere 22.000 Alman markı aldığını, buna dair yazılı belge de düzenlendiğini, müvekkilinin ülkeye kesin dönüş yaptıktan sonra ortaklık senedi vermesini talep ettiğini, ancak davalı şirket yetkililerinin müvekkilinin herhangi bir hissesinin olmadığını belirtmeleri üzerine 10.08.2004 tarihinde müvekkilinin davalı şirkete ihtar çektiğini, ancak davalı şirket yetkililerinin herhangi bir cevap vermediklerini ileri sürerek,
fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacıdan alınan 22.000 DM tutarından şimdilik 1.000 YTL'na karşılık gelen Alman markı tutarının Yeni Türk Lirası üzerinden davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, sonradan ıslah dilekçesiyle talebini 20.003 TL'na yükseltmiştir..
Davalı şirket vekili, yargılama sırasında; açılan davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Mahkemece, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacının davalı şirkete ödediği 22.000 DM kayıtlara geçirilmediği, davacıya ortaklık senedi düzenlenmediği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Karar, davalı vekili temyiz etmiştir. 1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı vekili müvekkilinin, davalı şirkete ait ortaklık senedi vermek üzere davalı şirket temsilcisine 22.000 DM verildiği halde pay senedi verilmediğini ve ortak edilmediğini belirterek, sebepsiz zenginleştiğini iddia ettiği davalıdan dava dilekçesinde 1.000 TL talep etmiş, Dairemizin bozma kararı sonrasında davacı taraf, 1.000 TL olan maddi tazminat istemini ıslah ederek 20.003 TL asıl alacak ve işlemiş faiz tutarı 27.000 TL’nın davalıdan tahsilini istemiş, mahkemece 17.711,76 TL asıl alacak ve 27.000 TL işlemiş faizin tahsiline karar verilmiştir.
Davanın tamamen ıslahı HUMK'nun 83. maddesi hükmü uyarınca mümkündür. Ancak, bozmadan sonra davanın tamamen ıslahına izin vermek kazanılmış hakları ihlale yol açabilir. Nitekim, 4.2.1948 gün ve 1944/10 Esas - 1948/3 Karar sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı uyarınca ıslah, HUMK'nun 84. maddenin açık kuralı uyarınca soruşturma ve yargılama bitinceye kadar yapılabilip, Yargıtayca karar bozulduktan sonra bu yoldan yararlanmaya olanak yoktur.
Dava konusu olayda, mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verildiğine göre anılan YİBK'na aykırı olarak davanın ıslahı kabul edilip, hüküm kurulması doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/1918, K. 2011/10881, 26 Eylül 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama