KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2060 E., 2010/4009 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 9 Nisan 2010
- Mahkemesi
- Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
477 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Ankara 2.Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 27.12.2007 gün ve 2006/100 - 2007/285 sayılı kararı onayan Daire’nin 03.12.2009 gün ve 2008/2666 - 2009/12381 sayılı kararı aleyhinde davalı ve karşı davacı vekili ile davacı ve karşı davalı vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği görüşülüp düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin "KİNGTOP+Şekil" unsurlarını içeren markaların sahibi olduğunu, davalı şirketin "FERRERO ROCHER+Şekil (Pralin mamülü ve elips şekli)" unsurlarından oluşan markanın Madrid Protokolü hükümlerine göre uluslararası marka olarak tescili için başvuruda bulunması üzerine söz konusu markanın müvekkilinin önceki kullanım ve tanıtımdan kaynaklanan haklarına tecavüz oluşturduğundan bahisle diğer davalı nezdinde yaptıkları itirazın nihai olarak YİDK'nca reddedildiğini ileri sürerek, YİDK kararının 556 sayılı KHK'nin 7/b, 7/ı, 8/b ve 9/b maddeleri gereğince iptaline, tescil tekemmül ettiği takdirde markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Davalı-karşı davacı ... vekili, müvekkilinin dava konusu marka üzerinde 556 sayılı KHK'nin 8/3. maddesi gereğince önceki kullanıma dayalı hak sahipliğinin bulunduğunu, Türkiye'de ilk tescilin 1991 yılında yapıldığını, söz konusu markanın modernize edildiğini savunarak asıl davanın reddini istemiş; karşı davasında ise karşı davalının 31.12.1997 tarih ve 191229 nolu "King Top+Şekil" markasını 5 yıldan fazla süre ile kullanmadığını, 556 sayılı KHK'nin 14. maddesi gereğince hükümsüzlük koşullarının oluştuğu gibi, anılan markanın KHK’nin 8/3. maddesi gereğince de hükümsüz sayılması gerektiğini ileri sürerek, davacının markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini istemiştir.
Karşı davalı vekili karşı davaya cevabında, davanın zamanaşımına uğradığı gibi esastan da haksız ve kötüniyetli olduğunu savunarak karşı davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı TPE Başkanlığı vekili, taraf markaları arasında benzerlik bulunmadığını savunarak, her iki davanın reddini istemiştir.
Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, asıl dava açısından, davalının başvuru konusu işareti ile davacının itirazına dayanak gösterdiği markaların aynı ve benzer olmadığı, iltibas ve karıştırılma ihtimali bulunmadığı, ayrıca davalı şirketin pralin biçimi üzerinde davacının marka tescilinden daha önceki zamanlardan bu yana bir kullanımının bulunduğu gerekçesiyle asıl davanın reddine, asıl dava ile bağlantılı olmayan karşı davanın tefrikine karar verilmiş; kararın davacı ve karşı davacı vekillerince ayrı ayrı temyiz edilmesi üzerine Dairemizin 03.12.2009 tarihli kararıyla taraf vekillerinin temyiz itirazlarının reddiyle yerel mahkeme kararının onanmasına karar verilmiştir.
Bu kez, davacı ve karşı davacı vekilleri ayrı ayrı karar düzeltme isteminde bulunmuşlardır.
Dosyadaki yazılara, mahkeme kararında belirtilip Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davacı ve karşı davacı vekillerinin HUMK’nun 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirisini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2060, K. 2010/4009, 9 Nisan 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama