KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2078 E., 2012/2055 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 16 Şubat 2012
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
777 kelime·4 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Diyarbakır 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17/11/2009 tarih ve 2006/688-2009/541 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi taraf vekilleri tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 14/02/2012 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacılar vekili Av. ... ve Av.... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ...tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin davalı bankanın Diyarbakır Şubesi nezdinde açılmış bulunan YTL, Euro ve USD cinsinden olmak üzere 4 ayrı hesabının 15.02.2006 tarihinde halen ceza yargılamaları devam eden sanıklar tarafından müvekkilinin iradesi dışında ve yasaya aykırı bir şekilde müvekkiline ait hesap şifreleri ele geçirilmek suretiyle saat 10:42 ila 15:04 arasında internet yoluyla yapılan işlemler sonucu boşaltıldığını, davalı bankanın meydana gelen olayda kusurlu bulunduğunu, bu olay nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek,
fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla müvekkilinin YTL hesabından çekilen 17.940,00 YTL, USD hesaplarından çekilen toplam 235.000,00 USD ve Euro hesabından çekilen 100.000,00 Euro olmak üzere toplam 520.621,00 YTL maddi tazminat ile 100.000,00 YTL manevi tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın hesaplara izinsiz giren ve para transferleri yapan kişilere karşı açılması gerektiğini, yapılan işlemlerin doğru şifre ve parola girilmek suretiyle gerçekleştirildiğini, müvekkili bankanın bir kusurunun bulunmadığını, olayda tüm kusurun davacıda olması nedeniyle maddi tazminat isteminin yerinde olmadığını, manevi tazminat isteminin ise yasal dayanağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, meydana gelen olayda davalı bankanın % 90 oranında kusurlu olduğu, bu kusur oranına isabet eden davacı zararının 560.737,70 TL olduğu, davanın ise 520.621,00 TL üzerinden açılmış bulunduğu gerekçesiyle davacının maddi tazminata yönelik davasının kabulü ile 520.621,00 TL maddi tazminatın olay tarihi olan 15.2.2006 tarihinden itibaren işleyecek değişken oranlarda ticari faiziyle birlikte davalıdan alınmasına, davacının manevi tazminat talebinin ise reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1-Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı tarafın ise davaya konu olaylar nedeniyle şahsiyet haklarının tecavüze uğradığının kabulünün mümkün olmaması karşısında Borçlar Kanunu’nun 49. maddesine uygun bulunmayan manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinin yerinde olmasına göre aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, davalı banka nezdindeki hesaplardan davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu çekilen paralar nedeniyle uğranılan maddi ve manevi zararın tazmini istemine ilişkindir.Mahkemece, davaya konu zararın doğmasında davacı ve davalı taraf kusurlu bulunarak buna göre karar verilmiştir.
Bankalar, kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61 nci maddesi).Bu tanımlamaya göre mevduat,
ödünç ile usulsüz tevdi sözleşmelerinin niteliklerini taşıyan kendine özgü bir sözleşmedir.BK’nun 306 ve 307 nci maddeleri uyarınca ödünç alan akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur.Aynı Yasa’nın 472/1 nci maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.Bu açıdan değerlendirildiğinde, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir.
Somut olayda, davacının davaya konu internet yolu ile yapılan işlemler sırasında kullanılan şifre ve parola gibi kişisel bilgilerinin davacının kusuru ile ele geçirildiğinin kanıtlanamamış olması karşısında davacının hesabından bilgisi ve rızası dışında çekilen paradan hesapta bulunan parayı kötü niyetli kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmeyen,
bunların kullanımını müşterileri için zorunlu hale getirmeyen ve işlemler sırasında üzerine düşen dikkat ve özen yükümlülüğünü yerine getirmeyip şüpheli işlemler sırasında telefonla arayan kişinin sorulan güvenlik sorularına yanlış yanıtlar vermesine veya yanıt verememesine rağmen işlemlere devam edildiğinin anlaşılmış olmasına göre, oluşan tüm zararda davalı bankanın tam kusurlu olduğunun kabulü gerekirken kusur paylaşımı yapılması suretiyle davacı tarafa da kusur verilmesi yönündeki mahkeme kararı ve gerekçesi doğru görülmemiş, mahkeme kararının bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2078, K. 2012/2055, 16 Şubat 2012 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama