KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2422 E., 2010/2996 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 18 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
370 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Serik 2.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 17.04.2008 tarih ve 2005/767-2008/214 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı kooperatifin üyesi olduğunu, kooperatifin 2000 yılında evleri bitirip teslim ettiğini, müvekkiline teslim edilen evin diğer üyelere teslim edilen evlerden küçük olduğunu, oysaki bütün evlerin aynı büyüklükte olması gerektiğini, müvekkilinin davalının yaptığı usulsüzlük nedeniyle zarara uğradığını ileri sürerek, müvekkilinin maliki olduğu evin onaylı mimari projesine uygun hale getirilmesine, olmadığı takdirde fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 YTL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davanın haksız ve kötü niyetli olarak açıldığını, zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini savunmuştur.
Mahkemece; iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre davaya konu taşınmazın 1999 yılında yapılan kura çekimi sonucu davacıya verildiği, üye ile kooperatif arasındaki uyuşmazlığın BK’nun 126/4 ncü maddesi uyarınca 5 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğu, bu durumda davalının davanın zamanaşımına uğradığı yönündeki savunmasının yerinde bulunduğu gerekçesiyle zamanaşımı süresi içinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
1-Dava, davalı kooperatif tarafından teslim edilen konutun onaylı projesine uygun yapılmamış olması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.Davacı kooperatifin üyesi olup, davadaki istemleri de üyelik hakkına dayalı bulunmaktadır.Dosyadaki anasözleşme ve imza sirkülerinden davalı kooperatif merkezinin Kütahya olduğu anlaşılmaktadır.
Uyuşmazlığın açıklanan niteliğine göre davanın HUMK’nun 17/2 nci cümlesi uyarınca kooperatifin ikametgahı sayılan yer mahkemesinde bakılması gerekmektedir.Bu yetki kuralı kamu düzenine ilişkin ve kesin nitelikte olup, taraflarca yargılamanın her safhasında ileri sürülebileceği gibi mahkemece de re’sen nazara alınmalıdır.Bu durumda mahkemece öncelikle davalı kooperatif merkezinin belirlenerek yetki meselesinin çözülmesi gerekirken anılan yön üzerinde durulmadan yazılı şekilde uyuşmazlığın esasına girilerek hüküm tesis edilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2-Bozma neden ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2422, K. 2010/2996, 18 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama