KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2428 E., 2010/3088 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
420 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 28/05/2008 tarih ve 2007/141-2008/161 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilinin yasa ve anasözleşme hükümlerine aykırı bir şekilde ihraç edildiğinin öğrenildiğini, ihraca esas ihtarnamelerin ve ihraç kararının tebliğ edilmediğini ileri sürerek, ihraç kararının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının yurtdışına gidereken yeni adresini müvekkiline bildirmediğini, davacının en son ödemesini 13.03.2002 tarihinde yaptığını, borçlarını ödememesi üzerine yönetim kurulunun 18.09.2002 tarihli kararıyla kooperatiften ihraç edildiğini, ihraç kararının usule ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplananan kanıtlar doğrultusunda, davacı hakkındaki ihraç kararının hiç tebligat yapılmadan alındığı, bu durumun emredici düzenlemeye aykırı olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından ihraç kararının iptali istemine ilişkin olup, yukarıdaki özetten de anlaşılacağı üzere davacının davalı kooperatifin ortağı iken parasal yükümlülüklerini yerine getirmediğinden dolayı 12.09.2002 tarihli yönetim kurulu kararı ile ihraç edildiği, gerek ihraca dayanak yapılan ihtarnamelerin, gerekse ihraç kararının davacının bilinen en son adresine tebliğe çıkarılmasına rağmen yurt dışında olduğundan bahisle tebliğ edilmediği, işbu davanın ise 11.04.2007 tarihinde açıldığı dosya kapsamı ile sabittir. Mahkemece, ihraç kararının salt tebligat yapılmadan alındığından hareketle davanın kabulü cihatine gidilmiştir.
Oysa davacı, davalı koopertif tarafından belirlenen aidatları süresinde ödediğini iddia etmiş, davalı ise davacının en son ödemesini 13.03.2002 tarihinde yaptığını savunmuş olup, mahkemece, iddia ve savunma doğrultusunda davalı kayıtları üzerinde uyuşmazlık konusunda uzman bir bilirkişi yada kuruluna inceleme yaptırtılmak sureti ile davacının aidatlarını düzenli ödeyip ödemediği, en son aidatını ne zaman ödediği,
ihraç kararından sonra diğer ortakların genel kurul kararları doğrultusunda ödemelerini yapıp yapmadıkları kuşkuya yer bırakmaksızın belirlenmek ve sonucuna göre, ihraç kararından sonra davacının aidat yükümlüğüne uymadığının saptanması halinde yaklaşık 5 yıl süre ile anılan yönden kooperatifle her hangi bir ilişki kurmadan beklemesinin eylemli olarak kooperatiften çıkma iradesini yansıtmış olduğunun, başka bir ifade ile kooperatifle olan ilişkisinin kesilmesini benimsemiş bulunduğunun, artık bu davanın açılmasının TMK.nun 2 nci maddesine aykırı olduğunun kabulü, aksinin saptanması halinde karar yerinde yazılı sonuca varılması gerekirken,
sonuçta eksik incelemeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, hükmün davalı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2428, K. 2010/3088, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama