KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2446 E., 2010/2809 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 15 Mart 2010
- Mahkemesi
- Asliye Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
575 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Büyükçekmece 3.Asliye Hukuk Mahkemesi’nce verilen 12.03.2008 tarih ve 2005/869 - 2008/327 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacılar vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacılar vekili, davalı kooperatifin ortağı olan müvekkilerinin murisi...'ın vefat ettiğini, müvekkilerinin üyelik ödentilerini devamlı olarak ödediklerini, davacıların veraset ilamını da ibraz ederek ortaklıklarının devamını istediklerini, yazılı bir bildirim yapılmamasına rağmen müvekkillerne ortaklıktan çıkarıldıklarının söylendiğini ileri sürerek, ihraç kararlarının iptalini talep ve dava etmiştir.
Davalı temsilcisi, davacılar tarafından yasa ve anasözleşme hükümlerine göre uygun bir başvurunun yapılmadığını, 1998 yılından bu yana aidat borçlarını ödemediklerini, genel kurulun vermiş olduğu yetkiye dayalı olarak ihraç konusunda yönetim kurulu kararının alındığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, davacılar murisinin davalı koopertif ortağı iken 19.04.1998 tarihinde vefat ettiği, geriye mirasçı olarak davacıları bıraktığı, 1163 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile anasözleşmenin 16 ncı maddesi uyarınca ölen ortağın yasal mirasçılarının üç ay içerisinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmeleri halinde ortaklık hak ve yükümlülüklerinin kanuni mirasçılar lehine devam edeceği, davacıların bu yükümlülüğü yerine getirmediği, 26.06.2005 tarihli genel kurulda konunun gündeme geldiği, genel kurulun vermiş olduğu yetkiye dayalı olarak yönetim kurulunca 09.09.2005 tarihli ihraç kararı alındığı, esasen davacıların 06.02.1999 tarihinden sonra bir ödemelerinin bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacılar vekili temyiz etmiştir.
Dava, kooperatif ortaklığından ihraca ilişkin yönetim kurulu kararının iptali istemine ilişkin olup,esasen uyuşmazlık, davacıların ihraç kararlarının yasa ve anasözleşme hükümlerine uygun bulunup bulunmadığı noktasında toplanmaktadır.
Somut olayda, davacıların babaları...'ın davalı koopertif ortağı iken 19.04.1998 tarihinde vefat ettiği, davacıların 1163 sayılı Kanun'un 14. maddesi ile anasözleşmenin 16. maddesi uyarınca üç ay içerisinde temsilci tayin ederek kooperatife bildirmedikleri ve bu yükümlülüklerini yerine getirmedikleri, ancak 26.06.2005 tarihli genel kurulda konunun gündeme geldiği, anılan genel kurulda vefat eden ortakların anasözleşme ve yasa hükmüne göre üyeliklerinin bitirilmesi yönünde yönetim kuruluna yetki verildiği hususları dosya kapsamı ile sabittir.Ölü ortağın ihracına karar verilmesinin esasen olanaksız bulunması,
ölen ortağın durumunun da anılan genel kurulda gündeme alınıp görüşülmesi, anasözleşmenin 16. maddesi hükmünce ölen ortağın hak ve borçlarının tasfiye edildiğinin de davalı tarafından savunulmaması ve davacıların da ihraçlarına karar verilmiş olunması karşısında, artık davacıların anılan yasa ve anasözleşme hükmü gereklerinin yerine getirip getirmediklerinin araştırılmasına dahi gerek bulunmadığının kabulü gerekmekte olup, bu bağlamada uyuşmazlık salt davacıların ihraçlarının yasa ve anasözleşme hükümlerine uygun olup olmadığına ilişkindir.
Mahkemece hükme dayanak yapılan ancak kooperatif kayıt ve belgeleri üzerinde inceleme yapmadan hazırlandığı anlaşılan bilirkişi raporun da anılan genel kurul kararının kesinleştiği belirtilmiş ise de, şahsi haklarla ilgili genel kurul kararlarının tebliğ edilmeksizin kesinleşmesi olanaksız olup, ölüm tarihinden sonra dahi davacılardan Saniye'nin 540.800.000.-TL aidat ödemesinin bulunduğu dosya arasında bulunan 06.02.1999 tarihli dekonttan anlaşılmaktadır.
Bu durumda, mahkemece, yukarıda yapılan açıklamalar doğrultusunda, davalı tarafından varlığı savunulan ihraca ilişkin 08.09.2005 tarihli yönetim kurulu kararı ile varsa dayanaklarına yönelik olarak davalı kayıtları üzerinde kooperatifler hukuku alanında uzman başka bir bilirkişi yada kurulu aracılığı ile inceleme yaptırılmak suretiyle davacıların 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu’nun 16. ve 27. maddelerine uygun biçimde temerrüde düşürülüp düşürülmedikleri denetime elverişli bir şekilde tespit edilmesi, sonucuna göre davacıların hukuki durumlarının değerlendirilmesi gerekirken, sonuçta eksik incelemeye yetersiz bilirkişi raporuna dayalı yazılı gerekçelerle davanın reddi doğru görülmemiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2446, K. 2010/2809, 15 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama