KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2486 E., 2010/6152 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 31 Mayıs 2010
- Mahkemesi
- Ticaret Mahkemesi
Karar Metni
387 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce bozmaya uyularak verilen 23.12.2009 tarih ve 2009/236 - 2009/752 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin murahhas azalığına atandığını, bu görevi yürütürken ödenmesi gereken Ekim 2000 ayına ait ücret alacağının ödenmediğini, tahsili için yapılan icra takibinin itirazla durduğunu ileri sürerek, itirazın iptaline, takibin devamına ve yüzde 40 icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacıya yönetim kurulu kararı ile avans niteliğinde yapılan ödemelerin 02.07.2001 tarihli genel kurul tarafından kabul edilip onaylanmadığını, anasözleşmede aksine bir hüküm bulunmadığı sürece yönetim kurulunun bir üyeye ücret tayin etme yetkisinin bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece,bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, yönetim kurulunun belirlediği 20.000 USD ücretin işin riski,kapsamı dikkate alındığında uygun olduğu,belirlenen ücretin likit olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne,itirazın iptaline,takibin 20.000 USD üzerinden devamına,icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Ancak, mahkemece icra inkar tazminatının kabulüne karar verilmiş ise de, yapılan yargılama sonucu davaya konu alacağın belirlenmiş olmasına göre, icra takibine konu alacağın niteliği itibari ile likit olduğundan bahsetmek mümkün değildir. Buna göre likit litelikte olmayıp, miktarı ve kapsamının belirlenmesi yargılama yapılmasını gerektiren alacağa ilişkin takibe karşı yapılan borçlu itirazından dolayı açılan itirazın iptali davasında, alacaklı lehine icra inkar tazminatına karar verilmesi doğru olmayıp, kararın bu nedenle bozulması gerekirse de yapılan yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden hükmün HUMK’nun 438/7. maddesi uyarınca anılan yönden düzeltilerek onanması gerekmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2486, K. 2010/6152, 31 Mayıs 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama