KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/263 E., 2011/8396 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 6 Temmuz 2011
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
548 kelime·3 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 8. Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 06.10.2009 tarih ve 2008/120-2009/1028 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkili şirketin Karizma Reklamcılık Tanıtım Ltd. Şti ile yaptığı ticari alışveriş sonucu Balkanlar Gıda Ürünleri San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait Finansbank A.Ş.
Güneşli şubesinin 30/01/2003 tarih, 1.850 TL bedelli çek aldığı, tahsil için bankaya ibraz ettiğinde karşılıksız kaşesi vurulduğunu, borçlu şirket yetkili ... hakkında karşılıksız çek vermek suçundan dava açıldığı, aynı şirket yetkilisi hakkında birçok dava olduğu, bu davalar sonucunda verilen hapis cezalarının gerçek ... tarafından iade-i muhakeme yoluyla ortadan kaldırıldığı, davalı bankaya kimliği belli olmayan kişiler tarafından sahte belgeler ibraz edilerek adı geçen şirket adına çek karnesi alındığı ve bu çek karnesi ile birçok kişinin dolandırıldığını, Karizma Reklamcılık Ltd.
Şti'nin de sahte bir şirket olduğunu, ticaret odasına kaydının bulunmadığını, çeklerdeki cirolarda kullanılan kaşelerin sahte olduğunu ve çek üzerindeki vergi nosunun uydurma olduğunu, Cumhuriyet Başsavcılıklarına suç duyurusunda bulunduklarını, davalının üzerine düşen özen ve ihtimamı göstermeksizin gerçeğe aykırı belgelerle çek hesabı açarak müvekkilinin zarara uğramasına sebep olduğunu, basiretli bir iş adamı gibi üzerine düşen yükümlülüğü ve 4814 sayılı kanununun 2. maddesinde belirtilen yükümlülükleri yerine getirmediğini ileri sürerek, 1.850 TL.'nin 30/01/2003 tarihinden itibaren avans faiziyle tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, müvekkilinin çek hesabı açılmasında her türlü özeni gösterdiğini, keşideci şirket yetkilisi ...'ın Güneşli şubesinden çek karnesi talebinde bulunduğunu, Bakırköy 26. noterliğince düvenlenen imza sirkülerine göre şirket yetkilisi olduğunu, ... ın nüfus cüzdan bilgileri ve vergi kimlik bilgilerini temin ettiğini, ticaret sicil kayıtlarına da işlendiğini, gerekli istihbarat yapıldığını, davacının ciro yoluyla çek alırken gerekli araştırmayı yapmadığı için kusurlu olduğunu, davacının doğrudan bankaya başvurmasında kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddni istemiştir.
Mahkemece, ceza dosyalarına göre gerçek ...'ın şirket yetkilisi olmadığı, başkaları tarafından adına şirket kurulup çek keşide edildiği ve böylelikle piyasayı dolandırdığı iddiası üzerine iade-i muhakeme talebi sonucunda ... hakkıda verilen cezaların kaldırıldığı ve beraatine karar verildiği, davalının çek karnesi verdiği firma üzerinde gerekli araştırma yapmadığı, kendisi ile çek karnesi talep eden firma arasında daha önce müşteri ilişkisini gösteren herhangi bir ekstrenin olmadığı, bankanın bu sebeple müşterisinin basiretli bir tacir olup olmadığı kanaatine ulaşmadan firmanın mali durumunu sorgulamadan çek karnesi vererek meydana gelen zararda %100 kusurlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.850 TL'nin 30/01/2003 tarihinden avans faiziyle tahsiline karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
Dava, sahte belgelerle çek hesabı açılması sonucu karşılıksız kalan çek nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. Davacı vekili dava dilekçesinde, çekin ciro yoluyla devralındığı Karizma Reklamcılık Tanıtım Ltd. Şti.'nin sahte bir şirket olduğunu, gerçekte böyle bir şirketin hiç kurulmadığını, Ticaret Odasında kaydının olmadığını, ciroda kullanılan kaşe ve vergi kaydının sahte olduğunu bildirmiştir.
Mahkemece, davacı vekilinin bu iddiası üzerinde yeterince durulması ve davacının ciro yoluyla çek devraldığı şirketin durumunu araştırması gerekirken buna riayet etmemesinin müterafik kusuru oluşturup oluşturmadığının tespiti ve varsa tarafların kusur oranlarının belirlenmesi ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/263, K. 2011/8396, 6 Temmuz 2011 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama