KÜNYE
11. Hukuk Dairesi 2010/2822 E., 2010/3103 K.
- Mercii
- Yargıtay
- Karar tarihi
- 22 Mart 2010
- Mahkemesi
- Sulh Hukuk Mahkemesi
Karar Metni
427 kelime·2 dk okuma
Taraflar arasında görülen davada Söke Sulh Hukuk Mahkemesi’nce verilen 10.6.2008 tarih ve 2006/1079-2008/527 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalıdan kredi kullandığını, kredi borcunu nakit ve ürün teslimi şeklinde ödediğini, davalının 3.480.00 YTL asıl alacak ve 6.000.00 YTL işlemiş faiz olmak üzere takip başlattığını, alacağın nasıl hesaplandığının açıklanmadığını, bu kadar borcunun olmadığını ileri sürerek, 4.500.00 YTL borçlu olmadığının tespitine, yaptığı fazla ödemeler varsa ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek faiziyle iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davalının borca itiraz süresi içinde borcu kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunduğunu, borçlu olmadığının tespiti ve istirdat davası açamayacağını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davacının dava tarihi itibariyle davalıya borcunun 364,75 YTL asıl ve 50,51 YTL işlemiş faiz borcu bulunduğu, icra müdürlüğünden gelen yazıya göre yine dava tarihi itibariyle takip dosya borcunun 6.422 YTL bulunduğu, borçlu olduğu kısım takip dosya borcundan düşülmek suretiyle davacının talebi ile bağlı kalınarak 4.500.00 YTL bakımından borçlu bulunmadığının tespitine karar verilmiştir.
Kararı, davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, kredi borcu nedeniyle davacı aleyhine yapılan icra takibi dolayısıyla borçlu bulunmadığının tespiti ve istirdat istemine ilişkindir.
Mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. Ancak, borçlu olmadığının tespiti ve istirdat davasının kabulü, maddi hukuk bakımından (aslında) borçlu
olunmayan bir paranın, hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması nedeniyle cebri icra tehdidi altında ödenmek zorunda kalınmasına bağlıdır (İ.İ.K.mad.72/VII). Dosya incelendiğinde davacı borçlu ilamsız takibe ait ödeme emrinin tebliğinden sonra 7 günlük itiraz süresi içinde mal beyanı dilekçesinde açıkça borcunu kabul ettiğini, zamanında ödeyemediğini bildirmiştir.
Bu durum karşısında, davacının itiraz süresi içinde takip konusu borcu kabul ederek ödeme taahhüdünde bulunduğu, ödeme yapan borçlunun bu beyanı ve yaptığı ödemenin kendisini bağlayıcı olduğundan borçlu olmadığının tespiti ve yapılan ödemenin istirdadı davasının kabulü için zorunlu yasal koşullar olayda gerçekleşmemiştir. O halde, davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir.
2- Kabul şekli bakımından da; İcra takibine konu borçtan dolayı borcunun bulunmadığına ilişkin davada davacı borçlunun gerçekten borcunun olup olmadığının takip tarihine göre tespit edilmesi gerekirken yazılı şekilde dava tarihinin esas alınması da yanlış olmuştur.
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, E. 2010/2822, K. 2010/3103, 22 Mart 2010 tarihli karar · Kaynak: Yargıtay Karar Arama